Hamas'tan İsrail'in başkenti Tel Aviv'e yoğun roket saldırısı

 Gazze'de İsrail'in yoğun ateşi altında olan Hamas, başkent Tel Aviv'e yoğun bir roket saldırısında bulundu.


Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları, İsrail'e 7 Ekim sabahı "Aksa Tufanı" isimli kapsamlı operasyon başlattı. 

Gazze'den İsrail yönüne binlerce roket atılırken, silahlı gruplar bölgedeki yerleşim yerlerine girdi. İsrail ordusu da misilleme olarak Demir Kılıçlar operasyonu başlattı. 

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anayasanın 40. maddesini 1973'ten bu yana ilk kez uygulayarak resmen savaş hali ilan etti.


TEL AVİV'DE SİREN SESLERİ

Karşılıklı füze atışları ve bombardımanlar sonucu iki tarafta da yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Bu gece saatlerinde Hamas, operasyonlarının başından beri ilk kez yoğun ve geniş kapsamlı bir roket saldırısında daha bulundu. Saldırı sırasında Başkent Tel Aviv'de sirenler çaldı.


DEMİR KUBBE DEVREYE GİRDİ


Olaya tanık olanlar saldırı anlarını cep telefonuyla kaydetti. Roketlerin Demir Kubbe sistemi tarafından havada imha edildiği görüldü.


Libya'ya uluslararası yardım akışını "bölünme, yolsuzluk ve istikrarsızlık" engelliyor

 Libya'da 10 Eylül'de meydana gelen sel felaketinin ardından yapılan uluslararası yardımların, felaketin boyutuna uygun düzeyde olmaması akıllarda soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.


Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) son raporuna göre, 250 bin kişinin etkilendiği selde, 4 bin 255 kişi yaşamını yitirdi, 40 bin kişi de ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı.

Sel felaketinin yol açtığı yıkımın boyutlarının netlik kazanmasıyla Libya makamları, uluslararası topluma yardım çağrısı yapmaya başladı.

Türkiye başta olmak üzere Mısır, Cezayir, Katar, İtalya ve İspanya gibi ülkeler yardım talebine hemen karşılık verirken ABD gibi bazı ülkeler yavaş tepki verdi, Latin Amerika ve Asya ülkelerinin çoğunluğu ise tepkisiz kaldı.

Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) oluşturduğu "Acil Durum ve Hızlı Müdahale" ekibinin son verilerine göre, ülkeye 24 Eylül'e kadar toplam 25 ülkeden 80 uçak ve 8 gemiyle yardım gönderildi.

İlk bakışta bu yardımlar nispeten büyük görünse de 6 Şubat'ta Türkiye ve Suriye'de meydana gelen depremlerde yaklaşık 80 ülkeden yardım ulaştığı; sadece Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Türkiye ve Suriye'ye 240 yardım uçağı gönderdiği düşünüldüğünde aradaki fark net bir şekilde ortaya çıkıyor.

İmkanları kısıtlı olan Libya'yı zor bir imar dönemi bekliyor

Libya, bu büyüklükteki bir felaketin altından tek başına kalkacak ne teknik kapasite ne deneyim ne de maddi imkana sahip olduğu için uluslararası toplumdan halihazırda gelen destekten çok daha fazlasına ihtiyaç duyuyor.

Sel felaketinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti ve Libya'nın bundan sonraki dönemde felaket bölgelerinde hayatın normale dönmesi için yeniden imar sürecine bir an önce başlaması gerekiyor.

Bunun için ise özellikle Derne'de, kentin iki yakasını birbirine bağlayacak geçici köprüler inşa edilmesi, hasar gören yolların onarılması, temiz içme suyuna erişimin sağlanması, kanalizasyon şebekesinin ıslah edilmesi, kirli su birikintilerinin kurutulması, evlerini terk eden 40 bin kişi için prefabrik ev ve tüm bunlara ek olarak yiyecek temin edilmesi gerekiyor.

Kış gelmeden bu sürecin seri bir şekilde tamamlanması için yoğun uluslararası desteğe ihtiyaç var ancak gelen yardımın miktarı ve hızı istenilen düzeyde değil. Bunun ise uluslararası toplumdan önce Libya makamlarıyla ilgili bir dizi sebebi var.

Siyasi bölünme, imarın önünde engel

Libyalı analist Muhammed Busir sosyal medya hesabından Beyrut ve Bosna Hersek gibi büyük yıkımlara sahne olan şehirlere atıfta bulundu.

Beyrut'un 35 milyar dolar, Bosna Hersek'in 22 milyar dolar gibi meblağlarla imar edildiğini hatırlatan Busir, Derne'nin imarı için de yaklaşık 30 milyar dolar gerektiğine dikkati çekti.

Bu kadar büyük bir meblağın kısa sürede temin edilebilmesi için bağış ya da kredi gibi uluslararası desteğe ve imar projelerini yürütebilecek uluslararası müteahhitlik firmalarının deneyimine ihtiyaç var.

Ancak, ülkenin doğusu ile batısında iki ayrı hükümet, ordu ve parlamento hüküm sürerken bunu yapmak hiç de kolay değil.

Üstelik uluslararası tanınırlığa sahip olan hükümet (Ulusal Birlik Hükümeti) batıda faaliyet gösterirken, sel felaketinin vurduğu bölgeler doğudaki hükümetin kontrolü altında.

Doğudaki hükümetin 22 Eylül'de, uluslararası camiaya, Derne'deki yerleşim yerlerinin yeniden imarı için 10 Ekim'de düzenlenecek uluslararası konferansa katılım çağrısı yapması Birleşmiş Milletler (BM) ve birçok ülke tarafından tanınmadığı için adeta bir meydan okuma anlamı taşıyor.

UBH ise kontrol alanı dışında kalan Derne'nin imar sürecini yönetemeyeceğini bildiği için Dünya Bankasından bu süreci yönetmesini talep etti.

Yolsuzluk ve istikrasızlık engeli


Ülkede yaygın olan yolsuzluk da uluslararası toplum ve küresel finans kuruluşlarının, yeniden imar projelerini finanse etme konusunda bir kez daha düşünmesine neden oluyor.

Zira Libya, Dünya Şeffaflık Örgütünün her yıl hazırladığı Yolsuzluk Algı Endeksi-2022 verilerine göre dünyanın en çok yolsuzluk yapılan 10 ülkesi arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre Derne'nin imarına tahsis edilecek milyarlarca dolar, silahlanmayı ve hatta yeni bir savaşı ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelecek paralı askerleri finanse etmede kullanılabilir.

Libyalı taraflar 23 Ekim 2020'de, başta Rus Wagner grubu olmak üzere paralı askerlerin 3 ay içerisinde ülkeden çıkarılması konusunda anlaşmış olsa da bu hayata geçirilemedi.

Ülkedeki istikrarsızlık da yeniden imar konusunda deneyimli uluslararası şirketleri, doğudaki hükümetin projeler için belirlediği büyük bütçelere ve bunların oluşturduğu ekonomik cazibeye rağmen Libya'ya gitmeye teşvik etmiyor.

Siyasi bölünme, yolsuzluk ve istikrarsızlığın yanı sıra diplomatik faaliyetlerin kısıtlılığı gibi çeşitli faktörler, pek çok ülke ve kurumu Libya'ya destek verme konusunda tereddüde düşürüyor.

Hal böyle olunca da bir zamanlar "Akdeniz'in inci"lerinden biri olan Derne'de hayatın kısa sürede normal seyrine dönmesi, uzak bir ihtimal olarak karşımıza çıkıyor.


BAE Ankara Büyükelçisi Al Dhaheri Adıyaman'da konuştu

 Kısa süre önce Türkiye ile Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) imzalayan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, Adıyaman'da okulları ziyaret ederek depremden etkilenen çocuklara giyecek, kırtasiye, oyuncak gibi hediyeler verdi. 



BAE olarak depremden hemen sonra Türk hükümetiyle koordineli bir şekilde okul ve hastane yaptıklarını belirten Dhaheri, depremin yaralarını saran Türkiye ile dayanışma içinde olacaklarını söyleyerek “Tüm dünya ülkelerinin her nerede olursa olsun insanların yardımına koşmak için daha iyi organize olması gerekir" dedi.


Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin, kapsamlı stratejik ortaklıkta 1 Eylül tarihinde yeni bir sayfa açtıklarını belirten Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, Adıyaman'da depremden etkilenen öğrencileri okullarında ziyaret ederek onlara çeşitli hediyeler verdi.


Deniz Feneri koordinasyonunda Adıyaman'daki Deniz Feneri Lojistik deposunda kırtasiye dağıtımı yapan Al Dhaheri ve beraberindeki heyet daha sonra depremde zarar gören bölgeleri ziyaret etti. 


Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ve Adıyaman Valisi Osman Varol'unu ziyaret eden Dhaheri, Adıyaman'lı iş insanları ve kentin önde gelenleriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.


Ziyareti kapsamında Adıyaman Gölbaşı Mikdat Sümer ilköğretim okulunu ve Gazi ilk öğretim okulunu ziyaret eden Dhaheri, burada çocuklara giyecek, kırtasiye ve battaniye dağıttı.


BAE ve Türkiye arasında imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) ile iki ülke tarafından ticaret, yatırım, sanayi, turizm, ulaştırma, enerji, gıda, teknoloji, uzay ve diğer öncelikli kilit sektörlerde benimsenen iddialı planlar ışığında ticaret, ekonomi ve yatırım fırsatlarıyla dolu umut verici bir gelecek beklediklerini dile getiren Al Dhaheri, bir yandan işleri geliştirirken bir yandan da dünyanın en büyük afetlerinden birisi olan Kahramanmaraş depreminin yaralarını sarmak gerektiğini anlattı.


Dhaheri, depremin hemen ardından BAE olarak seferber olduklarını ve Türk hükümeti ile koordineli bir şekilde deprem bölgesine yardım malzemesi gönderdiklerini, okul ve hastane yapımını üstlendiklerini belirtti. İslam dininin esasının insan sevgisi olduğuna dikkat çeken Al Dhaheri, tüm ülkelerin uluslararası afet durumlarında daha etkili yardım etmelerinin önemli olduğunun altını çizdi ve şöyle konuştu:


“Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi din ya da millet olursa olsun insanlık daha etkili ve organize bir şekilde oraya yardım için aksiyon almalı. İnsanlığın geleceği sevgi, saygı ve yardımseverlik olacaktır. Dünyanın her yerindeki insanlar bireysel olarak dünyanın başka köşesindeki afetlere karşı acı duymaktadır. 


Ülkeler, politik farklılıklarını bir kenara bırakarak bu duyguyu aksiyona yansıtmak ve afetlere karşı daha organize bir şekilde hayat kurtarmak, insanlara yardım etmek için seferber olduklarını göstermeleridir. Bunu gerçekleştirdiğimizde İslam düşmanlığını yaymaya çalışanlar başarısız olacaktır".


BAE ve Türkiye arasındaki 50 yıllık diplomatik geçmişe atıfta bulunan Al Dhaheri, BAE olarak önceliği insani yardım ve insanların daha iyi koşullarda yaşaması olduğunu söyleyerek Türkiye ile dayanışmanın devam edeceğini söyledi.

COP 28'E ERDOĞAN DA KATILACAK

Küresel iklim değişikliği, doğal kaynakların tüketimi ve artan nüfusun yarattığı kirletici baskının yeryüzündeki yaşamı tehdit ettiğini dile getiren Al Dhaheri, yaşanan afetlerin etkilerinin de daha şiddetli olduğunu anlattı. 


BAE'nin, gerçekleştirilen uluslararası çalışmaları samimiyetle desteklediğini ve 30 Kasım-12 Aralık tarihinde yüzlerce ülkeden devlet başkanı, başbakan olmak üzere pek çok liderin katılacağı uluslararası COP 28 toplantısına ev sahipliği yapacağını söyleyen Dhaheri “Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması beklenen zirvede insanlığın yeryüzündeki yaşamın torunlarımız için daha iyi olmasını sağlayacak seçenekler tartışılacak" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı elleri cebinde yolcu etmesi tartışma yaratmıştı!

 Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un, geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında elleri cebinde görüntü vermesi tartışma yaratmıştı.


 Günler sonra konu hakkında konuşan Koç, "Anlık bir olay. Biz devleti yönetenlere nasıl saygı gösterileceğini bilen insanlarız. Hem Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a hem de bu ülkenin cumhurbaşkanına bile bile saygısızlık yapmam." ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Leros Adası'nda tekne kazası geçiren Ali ve Vuslat Doğan Sabancı'yı hastanede ziyaret etmiş; ziyaretin ardından hastaneden ayrılan Erdoğan'ı, Ali Koç'un elleri cebinde uğurlaması gündem olmuştu. Görüntüler hakkında konuşan Koç, "Anlık bir olay. 


Biz devleti yönetenlere nasıl saygı gösterileceğini bilen insanlarız. Hem Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a hem de bu ülkenin cumhurbaşkanına bile bile saygısızlık yapmam. Bizde örf adetler vardır." dedi.


HASTANE ÇIKIŞI GÖRÜNTÜLENMİŞLERDİ

Yunanistan'ın Leros Adasında tekne kazası geçiren Ali Sabancı ve Vuslat Doğan Sabancı'yı tedavi gördükleri hastanede ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, hastaneden ayrılırken kalabalık bir heyet yolcu etmişti.

O anlarda Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç'un elinin cebinde olduğu anlar sosyal medyada tartışma konusu olmuştu.

"BİLE BİLE SAYGISIZLIK YAPMAM"

Dün akşam bir programa katılan Koç, günler sonra söz konusu görüntüler üzerine konuştu. Anlık bir durumun geliştiğini belirten Koç, "Tamamen anlık bir olaydı. 

Biz devleti yönetenlere nasıl saygı gösterileceğini bilen insanlarız.Bilinçli bir şekilde ben hem Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a hem de bu ülkenin cumhurbaşkanına bile bile saygısızlık yapmam. Bizde örf adetler vardır." ifadelerini kullandı.


Birleşik Arap Emirlikleri'nden depremzedelere yardım

 Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ankara Büyükelçiliği, Deniz Feneri Derneği aracılığıyla Adıyaman'daki öğrencilere kırtasiye ile okul çantası yardımında bulundu.


BAE'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından temin edilen kırtasiye ve okul çantaları, K14 Konteyner Kent'teki öğrencilerin ailelere teslim edildi.


BAE'nin Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, AA muhabirine, Türkiye'nin yanında olduklarını söyledi.


Deprem bölgesine yardım ettiklerini belirten Al Dhaheri, şöyle devam etti:


"Adıyaman'da bulunmamız Birleşik Arap Emirlikleri'nin Türkiye'nin yanında duruşunun devamıdır. Depremzedelere yardım etmek için geldik. Sloganımız 'Sizi unutmayacağız.'


 Bugün 1000'den fazla öğrenci ve ailelerine yardım etmek için geldik, çok mutluyuz. Türkiye ile depremzedelerin yanında durmaya devam ediyoruz. Depremzedelere yardım ettiğimiz için çok mutluyuz."


Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ise BAE yetkililerine yardımlarından dolayı teşekkür etti.


Etkinliğe, Büyükelçi Yardımcısı Moza Al Hosani, İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, Deniz Feneri Ankara Şube Koordinatörü Hamit Kunt, öğrenciler ve veliler katıldı. 


Daha sonra Al Dhaheri ve beraberindeki heyet, Vali Osman Varol, Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ve İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun'u makamında ziyaret etti.


Al Dhaheri, kentteki bir otelde düzenlenen programda ise iş insanları ve STK'lerle bir araya geldi.


Çanakkale Boğazı’nda 147 metrelik dev gemi arıza yaptı

 Çanakkale Boğazı’ndan geçen 147 metre uzunluğundaki ‘Sonata’ isimli konteyner gemisi makine arızası yaptı.


İzmir’den Bulgaristan’a giden 147 metre uzunluğundaki ‘Sonata’ isimli konteyner gemisi Çanakkale Boğazı’ndan geçişi sırasında boğazın güney girişinde makine arızası yaptı.


Gemi kaptanının durumu telsizle Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğüne bildirmesi üzerine bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne (KEGM) bağlı ‘Kurtarma-14’ römorkörü sevk edildi. Boğazı geçecek diğer gemiler arıza hakkında bilgilendirildi.


Gemi, kılavuz kaptan ve römorkör refakatinde Bozcaada Demir Bölgesi’ne götürülerek demirletildi.


BAE, Ankara'daki terör saldırısını kınadı

 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), başkent Ankara'daki terör saldırısını şiddetle kınayarak, Türkiye ile dayanışma mesajı verdi.


BAE'nin, bu suç eylemlerini şiddetle kınadığı belirtilen açıklamada, güvenliği ve istikrarı sarsmayı amaçlayan, insani değerlerle ve ilkelerle bağdaşmayan her türlü şiddet ve terörizmin, daimi şekilde reddedildiği vurgulandı.

BAE'nin, Türk hükümeti ve kardeş Türk halkıyla dayanışma içerisinde olduğu ifade edilen açıklamada, saldırıda yaralananlara acil şifalar dilendi.