Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AKP resmen duyurdu: 2 milletvekili ve belediye başkanları katılacak

 AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, 2 milletvekili ve 15 belediye başkanının partiye katılacağını duyurdu.


 AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, başka partiden 15 belediye başkanı, 2 milletvekilinin AKP'ye katılacağını açıkladı.

Dağ, partisinin 23. kuruluş yıl dönümü programı hazırlıklarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Dağ, AK Parti’ye yeni katılımlar olacağını belirterek, “Yarın hem belediye başkanı hem de milletvekili noktasında katılımlar olacak" dedi.

Dağ, katılımların 15’nin belediye başkanı, 2’sinin ise milletvekili olduğunu belirterek, “Bu partimiz açısından ilk değil, son da olmayacaktır. 85 milyon vatandaşımızı kucaklamak suretiyle AK Parti ailesini büyütmeye devam edeceğiz” diye konuştu. 

Erdoğan: Mehmet Şimşek'e karışmıyorum, o kendi karar veriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e karışmadığını, kararları kendisinin verdiğini ifade etti.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKYK toplantısında yerel seçim startını resmi olarak verirken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de ilişkin açıklamalarda bulundu.


 Erdoğan toplantıda, “Hiçbirimiz, ben dahil buradaki hiç kimsenin kişisel menfaatleri ön planda olmayacaktır. Bizim partimizde böyle bir şey olmaması gerekiyor. Bizim davamız kişisel menfaatlerden ve her şeyden daha üstündür. Seçim startını veriyoruz.” dedi.


Hürriyet’te yer alan habere göre, toplantıda bir MKYK üyesi, narenciyede son 30 yılın en çok hasadının olduğunu, ancak maliyetlerin çok yükseldiğini ve destek verilmesi gerektiğini ifade etti. 


Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mehmet Bey nerede? Ben Mehmet Bey’e karışmıyorum, o kendisi karar veriyor” diyerek sözü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bıraktı.


Mehmet Şimşek de narenciye konusunda üreticiye uzun yıllardır destek verildiğini ifade ederek, “Yine elimizden geleni yapacağız ama bununla ilgili bir düzenleme yapılmalı” dediği öğrenildi.


Yüksek faize karşı olduğu bilinen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, göreve geldiğinden beri faiz artışını destekleyen Hazine Bakanı Şimşek'e karışıp karışmadığı tartışma konusu oluyordu. 


Son olarak politika faizi yüzde 35'e yükseltildiğinde Erdoğan'ın Şimşek'i uyardığı iddia edilmişti. Cumhurbaşkanlığı ise bu iddiayı yalanlamıştı.

Bakan Fidan bugün Mısır'a gidiyor

 Dışişleri Bakan Hakan Fidan bugün Mısır'a gidiyor. Fidan, Mısırlı mevkidaşı Şükri ile görüşecek.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry’nin davetiyle 13-14 Ekim 2023 tarihlerinde Mısır’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Görüşmelerde, ikili ilişkilerin tüm boyutlarıyla ele alınması, ayrıca güncel bölgesel gelişmeler ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulması öngörülüyor.

Libya'ya uluslararası yardım akışını "bölünme, yolsuzluk ve istikrarsızlık" engelliyor

 Libya'da 10 Eylül'de meydana gelen sel felaketinin ardından yapılan uluslararası yardımların, felaketin boyutuna uygun düzeyde olmaması akıllarda soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.


Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) son raporuna göre, 250 bin kişinin etkilendiği selde, 4 bin 255 kişi yaşamını yitirdi, 40 bin kişi de ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı.

Sel felaketinin yol açtığı yıkımın boyutlarının netlik kazanmasıyla Libya makamları, uluslararası topluma yardım çağrısı yapmaya başladı.

Türkiye başta olmak üzere Mısır, Cezayir, Katar, İtalya ve İspanya gibi ülkeler yardım talebine hemen karşılık verirken ABD gibi bazı ülkeler yavaş tepki verdi, Latin Amerika ve Asya ülkelerinin çoğunluğu ise tepkisiz kaldı.

Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) oluşturduğu "Acil Durum ve Hızlı Müdahale" ekibinin son verilerine göre, ülkeye 24 Eylül'e kadar toplam 25 ülkeden 80 uçak ve 8 gemiyle yardım gönderildi.

İlk bakışta bu yardımlar nispeten büyük görünse de 6 Şubat'ta Türkiye ve Suriye'de meydana gelen depremlerde yaklaşık 80 ülkeden yardım ulaştığı; sadece Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Türkiye ve Suriye'ye 240 yardım uçağı gönderdiği düşünüldüğünde aradaki fark net bir şekilde ortaya çıkıyor.

İmkanları kısıtlı olan Libya'yı zor bir imar dönemi bekliyor

Libya, bu büyüklükteki bir felaketin altından tek başına kalkacak ne teknik kapasite ne deneyim ne de maddi imkana sahip olduğu için uluslararası toplumdan halihazırda gelen destekten çok daha fazlasına ihtiyaç duyuyor.

Sel felaketinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti ve Libya'nın bundan sonraki dönemde felaket bölgelerinde hayatın normale dönmesi için yeniden imar sürecine bir an önce başlaması gerekiyor.

Bunun için ise özellikle Derne'de, kentin iki yakasını birbirine bağlayacak geçici köprüler inşa edilmesi, hasar gören yolların onarılması, temiz içme suyuna erişimin sağlanması, kanalizasyon şebekesinin ıslah edilmesi, kirli su birikintilerinin kurutulması, evlerini terk eden 40 bin kişi için prefabrik ev ve tüm bunlara ek olarak yiyecek temin edilmesi gerekiyor.

Kış gelmeden bu sürecin seri bir şekilde tamamlanması için yoğun uluslararası desteğe ihtiyaç var ancak gelen yardımın miktarı ve hızı istenilen düzeyde değil. Bunun ise uluslararası toplumdan önce Libya makamlarıyla ilgili bir dizi sebebi var.

Siyasi bölünme, imarın önünde engel

Libyalı analist Muhammed Busir sosyal medya hesabından Beyrut ve Bosna Hersek gibi büyük yıkımlara sahne olan şehirlere atıfta bulundu.

Beyrut'un 35 milyar dolar, Bosna Hersek'in 22 milyar dolar gibi meblağlarla imar edildiğini hatırlatan Busir, Derne'nin imarı için de yaklaşık 30 milyar dolar gerektiğine dikkati çekti.

Bu kadar büyük bir meblağın kısa sürede temin edilebilmesi için bağış ya da kredi gibi uluslararası desteğe ve imar projelerini yürütebilecek uluslararası müteahhitlik firmalarının deneyimine ihtiyaç var.

Ancak, ülkenin doğusu ile batısında iki ayrı hükümet, ordu ve parlamento hüküm sürerken bunu yapmak hiç de kolay değil.

Üstelik uluslararası tanınırlığa sahip olan hükümet (Ulusal Birlik Hükümeti) batıda faaliyet gösterirken, sel felaketinin vurduğu bölgeler doğudaki hükümetin kontrolü altında.

Doğudaki hükümetin 22 Eylül'de, uluslararası camiaya, Derne'deki yerleşim yerlerinin yeniden imarı için 10 Ekim'de düzenlenecek uluslararası konferansa katılım çağrısı yapması Birleşmiş Milletler (BM) ve birçok ülke tarafından tanınmadığı için adeta bir meydan okuma anlamı taşıyor.

UBH ise kontrol alanı dışında kalan Derne'nin imar sürecini yönetemeyeceğini bildiği için Dünya Bankasından bu süreci yönetmesini talep etti.

Yolsuzluk ve istikrasızlık engeli


Ülkede yaygın olan yolsuzluk da uluslararası toplum ve küresel finans kuruluşlarının, yeniden imar projelerini finanse etme konusunda bir kez daha düşünmesine neden oluyor.

Zira Libya, Dünya Şeffaflık Örgütünün her yıl hazırladığı Yolsuzluk Algı Endeksi-2022 verilerine göre dünyanın en çok yolsuzluk yapılan 10 ülkesi arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre Derne'nin imarına tahsis edilecek milyarlarca dolar, silahlanmayı ve hatta yeni bir savaşı ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelecek paralı askerleri finanse etmede kullanılabilir.

Libyalı taraflar 23 Ekim 2020'de, başta Rus Wagner grubu olmak üzere paralı askerlerin 3 ay içerisinde ülkeden çıkarılması konusunda anlaşmış olsa da bu hayata geçirilemedi.

Ülkedeki istikrarsızlık da yeniden imar konusunda deneyimli uluslararası şirketleri, doğudaki hükümetin projeler için belirlediği büyük bütçelere ve bunların oluşturduğu ekonomik cazibeye rağmen Libya'ya gitmeye teşvik etmiyor.

Siyasi bölünme, yolsuzluk ve istikrarsızlığın yanı sıra diplomatik faaliyetlerin kısıtlılığı gibi çeşitli faktörler, pek çok ülke ve kurumu Libya'ya destek verme konusunda tereddüde düşürüyor.

Hal böyle olunca da bir zamanlar "Akdeniz'in inci"lerinden biri olan Derne'de hayatın kısa sürede normal seyrine dönmesi, uzak bir ihtimal olarak karşımıza çıkıyor.


BAE Ankara Büyükelçisi Al Dhaheri Adıyaman'da konuştu

 Kısa süre önce Türkiye ile Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) imzalayan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, Adıyaman'da okulları ziyaret ederek depremden etkilenen çocuklara giyecek, kırtasiye, oyuncak gibi hediyeler verdi. 



BAE olarak depremden hemen sonra Türk hükümetiyle koordineli bir şekilde okul ve hastane yaptıklarını belirten Dhaheri, depremin yaralarını saran Türkiye ile dayanışma içinde olacaklarını söyleyerek “Tüm dünya ülkelerinin her nerede olursa olsun insanların yardımına koşmak için daha iyi organize olması gerekir" dedi.


Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin, kapsamlı stratejik ortaklıkta 1 Eylül tarihinde yeni bir sayfa açtıklarını belirten Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, Adıyaman'da depremden etkilenen öğrencileri okullarında ziyaret ederek onlara çeşitli hediyeler verdi.


Deniz Feneri koordinasyonunda Adıyaman'daki Deniz Feneri Lojistik deposunda kırtasiye dağıtımı yapan Al Dhaheri ve beraberindeki heyet daha sonra depremde zarar gören bölgeleri ziyaret etti. 


Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ve Adıyaman Valisi Osman Varol'unu ziyaret eden Dhaheri, Adıyaman'lı iş insanları ve kentin önde gelenleriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.


Ziyareti kapsamında Adıyaman Gölbaşı Mikdat Sümer ilköğretim okulunu ve Gazi ilk öğretim okulunu ziyaret eden Dhaheri, burada çocuklara giyecek, kırtasiye ve battaniye dağıttı.


BAE ve Türkiye arasında imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) ile iki ülke tarafından ticaret, yatırım, sanayi, turizm, ulaştırma, enerji, gıda, teknoloji, uzay ve diğer öncelikli kilit sektörlerde benimsenen iddialı planlar ışığında ticaret, ekonomi ve yatırım fırsatlarıyla dolu umut verici bir gelecek beklediklerini dile getiren Al Dhaheri, bir yandan işleri geliştirirken bir yandan da dünyanın en büyük afetlerinden birisi olan Kahramanmaraş depreminin yaralarını sarmak gerektiğini anlattı.


Dhaheri, depremin hemen ardından BAE olarak seferber olduklarını ve Türk hükümeti ile koordineli bir şekilde deprem bölgesine yardım malzemesi gönderdiklerini, okul ve hastane yapımını üstlendiklerini belirtti. İslam dininin esasının insan sevgisi olduğuna dikkat çeken Al Dhaheri, tüm ülkelerin uluslararası afet durumlarında daha etkili yardım etmelerinin önemli olduğunun altını çizdi ve şöyle konuştu:


“Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi din ya da millet olursa olsun insanlık daha etkili ve organize bir şekilde oraya yardım için aksiyon almalı. İnsanlığın geleceği sevgi, saygı ve yardımseverlik olacaktır. Dünyanın her yerindeki insanlar bireysel olarak dünyanın başka köşesindeki afetlere karşı acı duymaktadır. 


Ülkeler, politik farklılıklarını bir kenara bırakarak bu duyguyu aksiyona yansıtmak ve afetlere karşı daha organize bir şekilde hayat kurtarmak, insanlara yardım etmek için seferber olduklarını göstermeleridir. Bunu gerçekleştirdiğimizde İslam düşmanlığını yaymaya çalışanlar başarısız olacaktır".


BAE ve Türkiye arasındaki 50 yıllık diplomatik geçmişe atıfta bulunan Al Dhaheri, BAE olarak önceliği insani yardım ve insanların daha iyi koşullarda yaşaması olduğunu söyleyerek Türkiye ile dayanışmanın devam edeceğini söyledi.

COP 28'E ERDOĞAN DA KATILACAK

Küresel iklim değişikliği, doğal kaynakların tüketimi ve artan nüfusun yarattığı kirletici baskının yeryüzündeki yaşamı tehdit ettiğini dile getiren Al Dhaheri, yaşanan afetlerin etkilerinin de daha şiddetli olduğunu anlattı. 


BAE'nin, gerçekleştirilen uluslararası çalışmaları samimiyetle desteklediğini ve 30 Kasım-12 Aralık tarihinde yüzlerce ülkeden devlet başkanı, başbakan olmak üzere pek çok liderin katılacağı uluslararası COP 28 toplantısına ev sahipliği yapacağını söyleyen Dhaheri “Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması beklenen zirvede insanlığın yeryüzündeki yaşamın torunlarımız için daha iyi olmasını sağlayacak seçenekler tartışılacak" ifadelerini kullandı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nden depremzedelere yardım

 Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ankara Büyükelçiliği, Deniz Feneri Derneği aracılığıyla Adıyaman'daki öğrencilere kırtasiye ile okul çantası yardımında bulundu.


BAE'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından temin edilen kırtasiye ve okul çantaları, K14 Konteyner Kent'teki öğrencilerin ailelere teslim edildi.


BAE'nin Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, AA muhabirine, Türkiye'nin yanında olduklarını söyledi.


Deprem bölgesine yardım ettiklerini belirten Al Dhaheri, şöyle devam etti:


"Adıyaman'da bulunmamız Birleşik Arap Emirlikleri'nin Türkiye'nin yanında duruşunun devamıdır. Depremzedelere yardım etmek için geldik. Sloganımız 'Sizi unutmayacağız.'


 Bugün 1000'den fazla öğrenci ve ailelerine yardım etmek için geldik, çok mutluyuz. Türkiye ile depremzedelerin yanında durmaya devam ediyoruz. Depremzedelere yardım ettiğimiz için çok mutluyuz."


Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ise BAE yetkililerine yardımlarından dolayı teşekkür etti.


Etkinliğe, Büyükelçi Yardımcısı Moza Al Hosani, İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, Deniz Feneri Ankara Şube Koordinatörü Hamit Kunt, öğrenciler ve veliler katıldı. 


Daha sonra Al Dhaheri ve beraberindeki heyet, Vali Osman Varol, Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ve İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun'u makamında ziyaret etti.


Al Dhaheri, kentteki bir otelde düzenlenen programda ise iş insanları ve STK'lerle bir araya geldi.


BAE, Ankara'daki terör saldırısını kınadı

 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), başkent Ankara'daki terör saldırısını şiddetle kınayarak, Türkiye ile dayanışma mesajı verdi.


BAE'nin, bu suç eylemlerini şiddetle kınadığı belirtilen açıklamada, güvenliği ve istikrarı sarsmayı amaçlayan, insani değerlerle ve ilkelerle bağdaşmayan her türlü şiddet ve terörizmin, daimi şekilde reddedildiği vurgulandı.

BAE'nin, Türk hükümeti ve kardeş Türk halkıyla dayanışma içerisinde olduğu ifade edilen açıklamada, saldırıda yaralananlara acil şifalar dilendi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye oyun kurucu haline gelmiştir

 Büyükelçilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sahada ve masada aktif rol aldığını ifade ederek, "Türkiye, uluslararası ilişkilere damgasını vuran, birçok kritik başlıkta dahli aranan, tavrı yakından takip edilen oyun kurucu bir ülke haline gelmiştir" açıklamasını yaptı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "14. Büyükelçiler Konferansı"nda katılımcılara hitap etti.

Türkiye'nin uluslararası ilişkilere damgasını vuran, tavrı yakından takip edilen bir ülke haline geldiğini ifade ederek "Türkiye oyun kurucu bir ülke haline gelmiştir" açıklamasını yaptı.

Karadeniz Tahıl Koridoru'nun askıya alınmasının ardından Ukrayna ve Rusya ile temaslarının sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin ile ortak bir paydada buluşacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Sahip olduğumuz her şeyin bedelini misliyle ödedik. Vatanımızı parçalamak için her yolu denediler. Türkiye'nin yeniden ayağa kalmasına set çekecek tüm araçları kullandılar ama ne yaptılarsa emellerine ulaşamadılar. FETÖ'cü hainlerin ölüm kusan tanklarına teslim olmadık. Can verdik, binlerce vatan evladını şehit verdik ama istikbalimize leke sürdürmedik.

Dışişleri Bakanlığımız da ASALA başta olmak üzere eli kanlı hainlerin hedef aldığı kurumlarımızdan birisidir. Son dönemde televizyon ve sinema alanında başarılı projelere imza atıldı. Şehitlerimizin hikayeleri ekranlara taşınmış oldu. Dünyanın farklı köşelerinde milletimizi temsil ederken şehit düşen diplomatlarımıza tekrar Allah'tan rahmet diliyorum.

"Her alanda Türkiye'nin çehresini değiştirdik"

Bu sene cumhuriyetimizin 100. yılına ulaşma gururunu yaşıyoruz. Cumhuriyetimizin yeni asrına yelken açacağız. Elde ettiğimiz hiçbir kazanım altın tepside sunulmadı. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz reformlarla ülkemizi ayağına vurulan prangalardan kurtardık. Her alanda Türkiye'nin çehresini değiştirdik. Tarihimizden güç alarak yarınlarımızı çizmeye gayret ediyoruz. Dış politikamızın ufkunu tüm dünyayı kapsayacak şekilde genişlettik. Ülkemizin prestij projesi olan Türkevi'ni 2 yıl önce hizmete açtık. Burada saymaya kalksak sayısız başarıyı diplomasi alanında ülkemize kazandırdık.

Yeni dönemde yepyeni bir heyecanla yolumuza devam ediyoruz. İlkemiz gayet nettir. Türkiye hadiseleri tribünden seyredemez. Sahada ve masada aktif olmak bizim için tercih değil, mecburiyettir. Gerilim peşinde koşmadığımız gibi sabılır ve onurlu şekilde baskılara boyun eğmiyoruz. Türkiye'nin menfaatlerini korumanın derdindeyiz. Büyükelçilik ağımızı büyütme gayretlerimiz devam ediyor. 

Türkiye son yıllarda uluslarası ilişkilere damgasını vuran, katkısı beklenen, oyun kurucu bir ülke haline gelmiştir. Göreve başlama törenimize katılan ülkelerin sayısı Türkiye'nin gücünü göstermiştir.

Irak ve Suriye istikrara kavuştukça sığınmacıların onurlu ve güvenli geri dönüşleri hızlanacaktır. Millet olarak bu meselede insanlık tarihine geçecek büyük bir duruş sergiledik. Sayısız sığınmacıya kucak açtık. Irak'la birlikte Türkiye'nin de toprak bütünlüğünü tehdit eden terör belasını ortadan kaldırıncaya dek operasyonlarımız sürecektir.

"Putin ile ortak bir paydada buluşacağımıza inanıyorum"

Ukrayna konusundaki tutumumuz sizlerin bildiği gibi tüm dünyada büyük bir takdir toplamıştır. Bu süreçte savaşan tarafları masada bir araya getirdik. Akan kanı durdurmak için çaba harcadık.

17 Temmuz itibarıyla askıya alınan Karadeniz Tahıl Girişimi için çalışmalarımız devam ediyor. Geçen hafta Putin'le görüşerek konuyu masaya yatırdık. Bu konuda ortak bir paydada buluşabileceğimize inanıyorum. Karadeniz girişmiyle başlayan olumlu atmosfer bazı ülkeler tarafından iyi karşılanmadı. Aksine ateşe körükle gidildi. Biz bu gerilim daha fazla devam etsin istemiyoruz. Samimiyetle tüm taraflarla çalışmayı sürdüreceğiz. Savaşın Karadeniz'e yayılması tüm bölgemiz için tam anlamıyla bir felaket olacaktır.

Biz kimseyle kavga peşinde değiliz, dostlarımızın sayısını artırma peşindeyiz. Bölge ülkeleri, AB ve NATO müttefikleriyle oluşturduğumuz pozitif havayı sürdürmekte kararlıyız. Devletin vatandaşına uzak durduğu, tepeden baktığı, sırf inancından dolayı hor gördüğü anlayış bir daha geri dönmemek üzere rafa kaldırılmıştır.

Avrupa'daki provokatif eylemler

İslam düşmanlığıyla daha fazla çaba harcamamız gerekiyor. Günden güne pervasızlaşan bu barbarlık karşısında en güçlü tepkiyi veren ülke olduk. İslam düşmanlığıyla mücadelemizi dost ve kardeş ülkelerle birlikte yürütüyoruz. Uluslararası kuruluşları bu konuda harekete geçiriyoruz. Faillerin hak ettiği cezayı almasını sağlamak görevimizdir.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yeni anayasa çıkışı: Türkiye'yi sivil ve özgürlükçü bir Anayasa'ya kavuşturmak istiyoruz

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında Türk demokrasisini darbe anayasasından kurtararak sivil ve özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak istiyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılmasıyla başta başörtüsü ve ailenin korunması düzenlemesi olmak üzere millete verdikleri sözleri yerine getireceklerini söyledi.


Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.


İşçisinden memuruna, emeklisinden esnafına ve çiftçisine kadar, sabit ve dar gelirli her bir vatandaşa, sanayicisinden KOBİ'sine, ihracatçısından teknoloji geliştiren girişimcisine kadar ülkesinin kalkınması için emek veren herkese, öğrencisinden ev hanımına milletin omurgasını oluşturanlara seslendiğini belirten Erdoğan, "İnsanlar gibi devletlerin de hayatlarında dalgalanmalar, inişler çıkışlar, darlıklar bolluklar olabilir. Hem içeride ardı ardına yaşadığımız badirelerin hem bölgesel ve küresel krizlerin hem de kendi sosyal bünyemize has birtakım sorunların yol açtığı sıkıntıların hepsi de gelip geçicidir." dedi.


Erdoğan, Türkiye'nin gücünün, imkanlarının, potansiyelinin geçmişle mukayese edilemeyecek derecede büyük olduğunu vurgulayarak, "Ayaklarımızın altındaki çakıl taşlarının bizim dikkatimizi önümüzdeki deryadan uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz." diye konuştu.


Bu kritik dönemde hep birlikte yapılması gerekenin ülkenin milli çıkarlarını, milletin ortak menfaatlerini, evlatların geleceğini küçük beklenti ve endişelerin önüne koymak olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Emin olun, bunu başardığımızda önümüzde kimse duramaz. Deprem yaralarını sarmak için 104 milyar dolara mı ihtiyacımız var? Şayet bu dediğim şekilde hareket edersek kısa sürede hem o şehirleri ayağa kaldırır hem de o parayı yeniden milli ekonomimize kazandırırız. Deprem tehdidi altındaki şehirlerimizi yeniden inşa etmemiz mi gerekiyor? Şayet omuz omuza verir yükü paylaşırsak bu sorundan da kurtuluruz. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin refah kayıplarını gidermek için ilave kaynağa mı ihtiyacımız var? Şayet ortak geleceğimize birlikte sahip çıkarsak umduğunuzdan bile daha kısa sürede, tüm bu sabit gelirli vatandaşlarımızı eskisinden çok daha yüksek alım gücüne kavuşturmuş oluruz. Kurumlarımızın çalışmalarında, şehirlerimizin altyapılarında, sistemin işleyişinde hala eksikler mi var? Şayet tıpkı iki elin parmakları gibi kenetlenirsek hayal ettiğimizden daha erken bir vakitte, hepsini de tamamladığımızı görürüz."


Erdoğan, milletin bu başarı hikayesini sadece son bir asırda bile defalarca yazdığına işaret ederek, "Çanakkale'de yazdı. Kut'ül Amare'de yazdı. Milli Mücadele'de yazdı. Demokrat Partiyi iktidara getirerek yazdı. Her darbenin ardından milli iradeye sahip çıkarak yazdı. Kıbrıs'taki soydaşlarını zulme terk etmeyerek yazdı. İstiklaline kast eden terör örgütlerinin başını ezerek yazdı. Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde yazdı ve bütün bu destanları yazarken terör örgütlerini inlerinde işini bitirdi. Son 21 yılda verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer alarak yazdı." ifadelerini kullandı.


Milletin şimdi de bu başarı hikayesini, ülkenin siyasi kazanımlarını ekonomik hedeflerle taçlandırdıkları kritik bir dönemde yine kendilerini destekleyerek yazdığını belirten Erdoğan, "Gün doğar gün batar, burası Anadolu'dur / Zaman yorulur gönül yorulmaz" dizelerini okuyarak, zaman yorulsa da ülkeye ve millete hizmet aşkıyla yanan gönüllerinin asla yorulmayacağını dile getirdi.


"TÜRKİYE YÜZYILI'NIN BASAMAKLARINI BERABERCE ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Erdoğan, Türkiye'ye kazandıracak çok eserin, millete yapacak çok hizmetin olduğunu, bunu bir hamaset olarak değil inandıkları bir hakikat olarak ifade ettiklerini belirterek, şunları söyledi:


"Daha kendine, başında bulunduğu yapıya, her seferinde umutlarını gömdüğü kesimlere bir hayrı dokunmayanların, bu gönül sadasını, bu hizmet aşkını, bu adanmışlık duygusunu anlaması mümkün değildir. Bunların kulakları Batılı efendilerinin fısıltıları dışında her söze, gözleri ikbal hırsı dışında her şeye kapalıdır. İşte bu sebeple biz hep sözümüzü milletimize söylüyor, derdimizi insanımıza döküyoruz. Milletimizle birlikte yaşadığımız ve yazdığımız her başarı hikayesinden sonra olduğu gibi 'Bismillah' diyerek çıktığımız her yeni yolculuk öncesi de bu muhasebeyi yapmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz."


Erdoğan, tüm vatandaşlara bugüne kadar gösterdiği sabrı, vefası, fedakarlığı için şükranlarını sunarak, bu tarihi dönemeci de başarıyla tamamladıktan sonra Türkiye Yüzyılı'nın basamaklarını beraberce çıkmaya devam edeceklerini bildirdi.


Türkiye'nin hedeflerinin ve potansiyelinin büyüklüğünden bahsederken, bunları demagoji olsun diye söylemediklerini, katıldıkları programlarda ve ziyaret ettikleri illerde ülkenin gerçeklerine bizzat şahit olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Siyaseti, Ankara'da koltuk kavgası vermek olarak görenler bunu anlamasa da savunmadan turizme, tarımdan enerjiye, güvenlikten adalete kadar her alanda Türkiye destan yazmaktadır. Geride bıraktığımız iki haftalık süreçte iştirak ettiğimiz etkinliklerde bu hakikati tekrar görme fırsatı bulduk." diye konuştu.

Erdoğan, son Kabine Toplantısı'nın ardından eğitimlerini başarıyla tamamlayan 1102 hakim ve savcının kura törenine katıldığını, törende Türkiye'nin adalet hizmetlerinde aldığı mesafeyi hatırladıklarını hem de gelecek döneme dair hedefleri kamuoyuna ilan ettiklerini kaydetti.

"SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASAYLA BULUŞTURMAK İSTİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Meclisimizin açılmasıyla birlikte başta başörtüsü ve ailenin korunması düzenlemesi olmak üzere milletimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında Türk demokrasisini darbe anayasasından kurtararak sivil ve özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak istiyoruz. Cumhur İttifakı'ndaki ortaklarımızla istişare içinde bununla ilgili hamlemizi önümüzdeki dönemde yapacağız." diye konuştu.

Ankara'da Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile bir araya geldiğini hatırlatan Erdoğan, Filistin davasına ve Filistin halkının mücadelesine verdikleri güçlü desteği bir kez daha yenilediklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye'nin ülkemizin ev sahipliğinde bir araya gelmesi, bu ziyarete farklı bir boyut katmıştır. Filistinli kardeşlerimizin aralarındaki ihtilafları gidererek güç birliği yapmasından duyacağımız memnuniyeti her iki dostumuza açıkça ifade ettim." şeklinde konuştu.


Fidan, İsveç'te Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırıya ilişkin telefon diplomasisi gerçekleştirdi

Dışişleri Bakanı Fidan, Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim'i hedef alan saldırılara ilişkin Irak, Suudi Arabistan, Mısırlı mevkidaşları ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile telefonda ayrı ayrı görüştü.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim'i hedef alan saldırılara ilişkin Irak, Suudi Arabistan, Mısırlı mevkidaşları ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile telefonda ayrı ayrı görüştü.


Türkiye, Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırıyı lanetledi

Dışişleri Bakanlığından yapılan bilgilendirmeye göre, Bakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.


Mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde Fidan, bugün İsveç'in başkenti Stockholm'deki Irak Büyükelçiliği’nin önünde Kur’an-ı Kerim’e yönelik gerçekleştirilen saldırı çerçevesinde Avrupa’da her geçen gün artmakta olan İslam karşıtlığı ve İslam dinine yönelik nefret suçlarına ilişkin İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) harekete geçirilmesi ve alınacak ortak tedbirleri ele aldı.


Fidan, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe ile de Kur’an-ı Kerim’e yönelik gerçekleştirilen saldırıya verilecek ortak tepkiyi görüştü.


İsveç'te Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırılar

İsveç'te yaşayan Irak asıllı Salwan Momika, bugün Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde polis koruması altında Kur'an-ı Kerim'i ve Irak bayrağını ayaklar altına aldı.


Bunun üzerine Bağdat yönetimi, İsveç’in Bağdat Büyükelçisi Jessica Svardstrom'un ülkeyi terk etmesini istedi.


Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim'i hedef alan saldırıyı en güçlü şekilde lanetledi.


Irak asıllı Momika, Kurban Bayramı'nın birinci gününde Stockholm Camisi önünde polis koruması altında Kur'an-ı Kerim yakmıştı.


Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin yanı sıra Rusya'nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler olaya tepki göstermişti.


Abu Dhabi ADQ, Türkiye ile deprem yardımı ve ihracat için 11,5 milyar dolarlık anlaşma imzaladı

 


- Abu Dabi devlet servet fonu ADQ Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin ihracatını desteklemek için 8,5 milyar dolara kadar Türkiye deprem yardım bonosu ve 3 milyar dolarlık kredi imkanlarını finanse etmek için iki mutabakat zaptı imzaladığını söyledi.


ADQ yaptığı açıklamada, Türkiye maliye bakanlığıyla anlaşmaya varılan tahvillerin "Türkiye'nin güney ve orta kesimlerindeki kapsamlı yeniden yapılanma çabalarını" finanse edeceğini söyledi.


Şubat ayında meydana gelen iki büyük deprem, bölgeyi ve komşu Suriye'yi harap etti, aralarında 54.000'den fazla insanı öldürdü ve on milyarlarca dolar olarak tahmin edilen hasara neden oldu.


Fonların yerinden edilmiş insanlar için konut birimleri inşa etmeye odaklanacağını söyleyen ADQ, aynı zamanda Türk şirketlerinin Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer pazarlarla ticareti artırması için 3 milyar dolara kadar ihracat kredisi finansmanı için Türkiye İhracat Kredi Bankası ile bir Mutabakat Zaptı imzaladı. .


Anlaşmalar, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın zayıflayan bir lira, ağır açıklar ve kronik enflasyonla mücadele eden Türkiye ekonomisini canlandırma umuduyla zengin Körfez Arap ülkelerini yatırım ve fon için gezerken Çarşamba günü BAE'yi ziyaret etmesiyle geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan BAE'de: 50.7 milyar dolarlık anlaşma imzalandı!

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey mekanizmasıyla ilişkilerin en üst düzeyde düzenli şekilde ele alınmasını sağlayacaklarını belirterek, 'Anlaşmanın, iş dünyamıza tanıtılması için sonbaharda İstanbul'da Ticaret ve Yatırım Forumu düzenlenmesinde fayda görüyoruz.' dedi. Görüşmelerin ardından Türkiye ile BAE arasında 50.7 milyar dolarlık anlaşmaya varıldı.


Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan tarafından resmi törenle karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Al Nahyan, El Vatan Sarayı'nda heyetlerarası görüşmeye başkanlık etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Al Nahyan tarafından 'Zayed Devlet Nişanı' takdim edildi.


Başkan Erdoğan, tören kıtasını selamladı. Heyetlerini birbirine takdim eden Erdoğan ve Al Nahyan, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri bayrakları önünde gazetecilere poz verdi.


Törende, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ömer Çelik, Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da hazır bulundu.


Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan, El Vatan Sarayı'nda iki ülke heyetleri arasındaki görüşmeye katıldı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile El Vatan Sarayı'nda bir araya geldi.

Körfez turunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan uçak Birleşik Arap Emirlikleri'ne iniş yaptı. Erdoğan burada BAE Devlet Başkanı Al Nahyan tarafından resmî törenle karşılandı.

Erdoğan ve Al Nahyan'ın, El Vatan Sarayı'ndaki tören alanında yerlerini almalarının ardından iki ülkenin milli marşları çalındı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladı.


Türkiye ve BAE bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren iki lider daha sonra heyetler arası görüşmeye geçti.


Cumhurbaşkanlığı tarafından ziyarete ilişkin görüntüler paylaşılarak, 'Cumhurbaşkanımız Recpe Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan tarafından resmî törenle karşılandı.' denildi.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ömer Çelik, Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da törende hazır bulundu.

BAE ve Türkiye gleceğe doğru bir ortaklık için kavuştu

Türkiye-BAE ilişkileri, her ikilkenin liderliklerinin ortak siyasi, ekonomik, diplomatik, askeri ve kültürel alanlaki ilişkilerini derinleştirmeye yönelik çabalarıyla yeni bir döneme girmektedir.


Son iki yıl boyunca BAE ve Türkiye, Majesteleri arasındaki karşılıklı temaslar, ziyaretler ve toplantılarda somutlaşan bölgesel veya uluslararası düzeyde birçok konu ve dosyaya ilişkin pozisyonları, vizyonları ve bakış açılarını koordine etmeye istekliydi.

 Abu Dabi ile Ankara arasındaki ortak ilişkilerin güçlenmesinde önemli etkisi olan Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan  ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Sürdürülebilir büyüme

10 Haziran'da, Devlet Başkanı Majesteleri Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Allah onu korusun, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ikisi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için güçlü bir itici güç olarak nitelendirdiği bir çalışma ziyareti için Türkiye'ye geldi.

 İki cumhurbaşkanının ufku genişletmek için umut verici fırsatları tartıştığı ülkeler İki ülke arasında ittifaklarına hizmet etmek için çeşitli alanlarda işbirliği ve geleceğe yönelik ortaklık ve karşılıklı çıkarları.

Devlet Başkanı Majesteleri Şeyh Mohamed bin Zayed Al Nahyan'ın Türkiye'ye yaptığı son ziyaret, BAE ile Türkiye arasında geçen Mart ayının 3'ünde "Kapsamlı Ekonomik Ortaklık" anlaşmasının imzalanmasından yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. iki ülkede uzun vadeli, sürdürülebilir ve kapsamlı ekonomik büyümeyi teşvik etme amacı.

Anlaşmaya göre, petrol dışı ticaret bileşenlerinin %93'ünden fazlasını temsil eden mal ve ürünlerin %82'sinde gümrük vergileri düşürülecek. Anlaşma ayrıca müteahhitlik, metaller ve ürünleri, polimerler ve diğer endüstriyel ürünler gibi kilit sektörler dahil olmak üzere BAE'li ihracatçıların Türkiye pazarına erişimini de geliştiriyor.

Devlet Başkanı Majesteleri, anlaşmayı iki ülke arasında çeşitli alanlarda yeni bir ilişki aşaması başlatmak için ortak iradenin bir düzenlemesi olarak değerlendirdi ve anlaşmanın yalnızca ticaret ve yatırım değişimini ve ortak ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlamadığını vurguladı. 

 iki dost halkın yaşam kalitesini artıracak, ancak aynı zamanda gerçek bir kalkınma ortaklığı kuracak ve çıkarlar oluşturacak şekilde, Ortak girişimler ve iki ülke arasında daha güçlü ve daha güçlü stratejik ilişkilerin pekiştirilmesi.

Türkiye cumhurbaşkanı ise anlaşmanın BAE ile ticaret hacminin 5 yılda 25 milyar dolara çıkarılmasına katkı sağlamasını beklediğini belirterek, bu anlaşma sayesinde Avrupa'dan Avrupa'ya sağlam temellerle ekonomik bir köprü kurulacağını açıkladı. Kuzey Afrika ile Rusya'dan Körfez'e ticaretin önündeki engeller kaldırılacak Mal ve hizmetler ile küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil olmak üzere yatırımcı ve girişimcilerin faaliyetleri kolaylaştırılacak.

Yeni Çağ

BAE ve Türkiye, 30 Ağustos 2021'de Majesteleri Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen bir telefon görüşmesiyle başlayan yeni bir işbirliği ilişkisi kurma yönünde ortak bir eğilim gösterdi ve bu görüşme, BAE-Türkiye ilişkilerinde yeni bir aşamaya doğru başlangıç ​​noktası Bu süre boyunca iki taraf, ikili ilişkilerin iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Telefon görüşmesinden üç aydan kısa bir süre sonra, özellikle 24 Kasım 2021'de, Majesteleri Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Türkiye'ye tarihi bir ziyarette bulundu ve bu ziyaret sırasında, Birleşik Arap Emirlikleri'nin önemini açıkça ortaya koyan görkemli bir resmi ve popüler karşılama aldı.

 -Türkiye ilişkileri ve iki tarafın bu ilişkileri geliştirme ve güçlendirme çabası.Bu bağlamda, Türkiye cumhurbaşkanı iki ülke ilişkilerinde "yeni bir dönemin" başladığını duyurdu.

Bu ziyarette Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ekonomisini ve Türkiye'deki enerji, sağlık ve gıda gibi lojistik sektörleri başta olmak üzere stratejik yatırımları desteklemek için 10 milyar dolarlık bir fon oluşturduğunu duyurdu.

Ziyaretin oturum aralarında BAE ve Türkiye, enerji, bankacılık, ulaşım, teknoloji ve çevre ile ilgili 10 işbirliği anlaşması ve mutabakat zaptı imzaladı.

  En önemlisi: kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele bağlamında finansal bilgi alışverişine ilişkin bir mutabakat zaptı, Abu Dabi Kalkınma Holding Şirketi ile Türkiye Devlet Fonu arasında bir mutabakat zaptı, Abu Dabi Kalkınma arasında bir işbirliğine yönelik bir mutabakat zaptı Holding ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım Kurumu arasında iki ülke arasında enerji alanında işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı ve iki ülke arasında çevre alanında işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalandı.

Anlaşmakta 4 yıl Yaşandı

BAE ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler bundan 42 yıl önce, özellikle Ankara'nın Abu Dabi'deki büyükelçiliğini açtığı 1979 yılında ve birkaç yıl sonra, özellikle 1983 yılında, BAE'nin Türk başkentindeki büyükelçiliğini açmasıyla başladı. "Ankara".

Son kırk yılda, BAE-Türkiye ilişkileri, iki ülke liderlerinin onlarca karşılıklı ziyaretiyle gelişti ve bu, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine katkıda bulunan birçok adım ve kararla sonuçlandı. Kasım 2010'da ortak bir ekonomik komite ve siyasi istişareler komitesinin oluşturulmasına ek olarak ortak bir işbirliği komitesi.

işbirliği

Türkiye-BAE ilişkilerini derinleştirmeye yönelik yeni ortak yaklaşım çerçevesinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, işbirliği ve ortak eylem için umut vaat eden yeni ufukları görüşmek üzere 2022 yılının Şubat ayı ortalarında BAE'yi ziyaret etti. yatırım, savunma, ulaşım, sağlık ve tarım alanlarında bir bütün olarak iki ülke arasındaki işbirliğini güçlendirmek ve ortaklıkları genişletmek.

 Anlaşmalar arasında iki ülke hükümetleri arasında sağlık ve tıp bilimleri alanlarında bir mutabakat zaptı, ileri endüstriler ve teknolojiler alanında bir mutabakat zaptı, iklim eylemi konusunda bir mutabakat zaptı, kültür alanı, kara ve deniz taşımacılığı alanlarında mutabakat zaptı, kriz ve afet yönetimine ilişkin mutabakat zaptı ve savunma sanayii alanında işbirliğine ilişkin niyet mektubu yer almaktadır.

Türkiye, Suudi Arabistan'ın 819 milyar dolarlık pastasından ne kadar pay alacak?

 Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Falih, 2030 hedefleri kapsamında toplamda 3,3 trilyon dolarlık yatırım hedeflediklerini açıkladı.


Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih, ülkesinin Vizyon 2030 projeksiyonundan bahsederek yatırımları çeşitlendireceklerini, çok fazla sektöre ağırlık vermeyi planladıklarını söyledi.


2030 hedefleri kapsamında 3,3 trilyon dolarlık yatırım hedeflediklerini açıklayan Falih, özel sektör yatırımlarını çok önemsediklerini belirtti. Suudi Arabistan ve Türk şirketlerin önemli güce ulaştığını dile getiren Falih, şu değerlendirmelerde bulundu:


"Nereye gidersem gideyim her iki ülkeden şirketlerin güçlü varlığını görüyorum. Ne kadar gurur duyduğumu anlatamam. Türkiye özel sektörünün yaptığı yatırımların ve teknolojilerin ne kadar büyük olduğunu görünce gurur duyduğumu söylemek isterim hem Afrika'da hem de Orta Doğu'da. 


Şimdiye kadar yapamadığımız şey bu iki tarafın güçlerini bir araya getirmekti. İki ülkenin özel sektörünün güçlerini bir araya getirince ne kadar büyük bir güç ortaya koyacağımızı düşünemiyorum."


Bakan el-Falih, iki ülkede karşılıklı büyük fırsatlar olduğunu belirterek Türk ve Suudi Arabistan özel şirketlerine işbirliği çağrısında bulundu.


Gayrimenkul, turizm, konut, sanayi, tarım, gıda ve madencilik gibi değişik sektörlerde iş birliği yaparak büyük projelere imza atabileceklerini vurgulayan Falih, yatırımcı şirketlere sundukları destekleri anlattı.


Suudi Arabistan'daki yatırım fırsatlarından bahseden Falih, madencilik, ham madde, yenilenebilir enerji gibi konularda yeni sektörel çalışmalar yaptıklarını söyledi.


Falih, Türkiye'de faaliyet gösteren Suudi Arabistanlı şirketlerin sayısının artmasını istediklerini kaydederek "Her zaman iletişim halinde olmalı ve işbirliklerini nasıl daha fazla geliştireceğimizi konuşmalıyız. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için istikrarlı bir şekilde ilerlemeliyiz." ifadelerini kullandı.

BAE: Türkiye ve Suriye'deki depremzedeler için toplam 260 uçak yardım malzemesi gönderdik

 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Türkiye ve Suriye'ye toplamda 260 uçak ve 4 kargo gemisi ile 15 bin tondan fazla insani yardım gönderdiklerini duyurdu.


BAE Savunma Bakanlığının Ortak Operasyonlar Komutanlığı konuya dair açıklama yaptı.


Açıklamada, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın 7 Şubat'ta verdiği talimatla Türkiye ve Suriye'de depremden zarar görenlere destek olmak için başlatılan "Yiğit Süvari 2" operasyonunun sona erdiği belirtildi.


Açıklamada, söz konusu yardım operasyonuna İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları, Abu Dabi Sağlık Müdürlüğü, BAE Kızılayı, Zayid İnsani Yardım Vakfı ve Halife bin Zayid Al Nahyan İnsani Yardım Vakfı'nın katıldığı kaydedildi.


Beş aydan uzun süredir devam eden operasyon kapsamında onlarca kişinin enkaz altından kurtarıldığı ve 13 bin 463 vakanın tedavi edildiği aktarılan açıklamada, depremlerden etkilenen Türkiye ve Suriye'ye ulaştırılan yardımların 15 bin 164 tona ulaştığı ifade edildi.


Açıklamada, insani yardım, çadırlar, temel gıda ve ilaçlar da dahil olmak üzere 6 bin 912 tonu acil yardımın 260 uçakla ulaştırıldığı, 8 bin 252 ton yardım ve yeniden inşa malzemelerinin ise 4 kargo gemisi ile taşındığı aktarıldı.


Erdoğan-Biden görüşmesi ABD basınında: Her şeyin değiştiği 45 dakika!

 Kritik NATO Zirvesi bugün de devam ederken, ABD basını Erdoğan-Biden görüşmesine kadar yaşananların perde arkasını yazdı ve İsveç'e onay veren Türkiye'nin nasıl ikna edildiği sorusunu haberlerine taşıdı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden, NATO Liderler Zirvesi kapsamında gittikleri Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta dün akşam bir araya geldi.


Türkiye'ye F-16 satışı, İsveç'in NATO üyeliği gibi önemli konuların masada olduğu toplantıda iki lider 1 saat 15 dakika görüştü.


Görüşmenin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Biden, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la NATO Zirvesi kapsamında Litvanya'da tekrar bir araya gelmek harikaydı. NATO Zirvesi Türkiye'nin İsveç'in üyeliğine yönelik kararıyla daha tarihi bir anlam kazandı" açıklamasında bulundu.



ABD'den Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine destek

 ABD, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olma arzusunu her zaman desteklediğini ve desteklemeye devam ettiğini duyurdu.


NATO Zirvesi, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta düzenlenecek. Son yılların en önemli NATO Zirveleri arasında gösterilen liderler buluşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılmak için Vilnius'a gitti.

Toplantının iki önemli ana maddesi bulunuyor; Ukrayna savaşı ve İsveç'in NATO'ya üyeliği.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vilnius'a doğru yola çıkmadan havalimanında yaptığı açıklamada, "Bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Önce Avrupa Birliği'nde Türkiye'nin önünü açın biz de İsveç'in önünü açalım. 50 yıldır AB kapısında bekletilen bir Türkiye var." dedi. 

STOLTENBERG'TEN AB AÇIKLAMASI

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Stoltenberg, "Türkiye'nin AB'ye üyelik isteğini destekliyorum." ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri, "İsveç'i mümkün olan en kısa sürede üye yapmak için çok çalışıyoruz. Vilnius'ta İsveç ile ilgili olumlu karar çıkması hala mümkün" diye konuştu.

BEYAZ SARAY: TÜRKİYE'NİN AB'YE ÜYELİK HEDEFİNİ DESTEKLİYORUZ

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamda, "Türkiye'nin AB üyelik hedeflerini her zaman destekledi ve desteklemeye devam edecektir." denildi. Bununla birlikte Beyaz Saray, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin "Türkiye ile AB arasında bir mesele olduğunu belirterek, "ABD'nin odağı İsveç'in NATO'ya katılımıdır." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan Türkiye'ye yatırım çekmek için Körfez turuna çıkıyor

 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne bir ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. 



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı ülkelerinden gelen yatırım ve diğer mali kaynakları çekmek amacıyla Körfez ülkelerini kapsayan bir tura çıkmaya hazırlanıyor. 


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Erdoğan'ın gezi kapsamındaBirleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret edeceğini ve her iki ülkeden delegelerin daha güçlü ekonomik bağlar üzerinde çalıştıklarını söyledi. İsminin açıklanmaması kaydıyla Bloomberg'e konuşan yetkililer, Cumhurbaşkanı'nın daha sonra Suudi Arabistan ve Katar'a gitmeyi planladığını aktardı.


Yatırım açığını kapatıyorlar


Erdoğan'ın BAE ziyareti kararı Şimşek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın geçen ay Körfez ülkesinde yaptığı görüşmelerin ardından geldi. O görüşmelerden sonra BAE'den üst düzey bir heyet iki ülke arasındaki yatırım işbirliğinin detaylarını görüşmek üzere iade-i ziyarette bulundu. 


Erdoğan'ın enflasyon pahasına faiz oranlarını düşük tutma yönündeki alışılmışın dışındaki politikası pek çok Batılı yatırımcıyı kaçırırken, Körfez ülkeleri yatırım açığını kapatmak için rakip olarak ortaya çıktı ve bu da cumhurbaşkanının ilişkileri geliştirmek için çaba göstermesine neden oldu.


25 milyar dolar yatırım hedefi


Sonuç olarak BAE, Suudi Arabistan ve Katar, swap anlaşmaları ve doğrudan mevduat yoluyla Merkez Bankası'na çok ihtiyaç duyulan dövizi sağlıyor. Yetkililere göre hükümet, özelleştirme ve satın almalar da dahil olmak üzere çeşitli kanallar aracılığıyla Körfez ülkelerinden 25 milyar dolar yatırım çekmeyi hedefliyor.


 Erdoğan'ın Şimşek'i ataması, Merrill Lynch tahvil stratejisti olarak geçmişi göz önüne alındığında piyasa dostu bir hamle olarak görüldü. Cumhurbaşkanı yeni ekonomi ekibinin enflasyonu kontrol altına alacağını söylerken, Şimşek'in göreve gelmesinden bu yana Türk lirası dolar karşısında yüzde 20'den fazla değer kaybetti. Mart ayında Türkiye, BAE ile ticaret hacmini iki katına çıkaran bir anlaşma imzalayarak iki ülke arasında artan ekonomik bağların altını çizdi.