Türkiye'den istihbarat devrimi! "Şükürler olsun" diyerek duyurdu

 Bekir Hazar, istihbarat dünyasında yaşanan büyük değişiklikleri ele aldı. Hazar, CIA'nın birçok ülkenin istihbaratını kontrol ettiğini belirtti. Türkiye'nin ise son yıllarda bağımsızlığını kazandığını vurgulayan Hazar, MİT'in artık küresel çapta operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti. Hazar, Takvim gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:


Bekir Hazar, istihbarat dünyasında yaşanan büyük değişiklikleri ele aldı. Hazar, CIA'nın birçok ülkenin istihbaratını kontrol ettiğini belirtti. Türkiye'nin ise son yıllarda bağımsızlığını kazandığını vurgulayan Hazar, MİT'in artık küresel çapta operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti. Hazar, Takvim gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:


"Ünlü Alman gazeteci Udo Ulfkotte, "Satılmış gazeteciler" adlı kitabında ABD istihbaratı CIA'nın örümcek ağı sistemiyle satın aldığı gazetecileri deşifre etti.


Onunla aHABER'de Yazboz'da röportaj yaptık.


Alman gazetesinde yöneticilik yaparken yaşadıklarını anlattı.


  

Türkiye'den istihbarat devrimi! "Şükürler olsun" diyerek duyurdu

Bekir Hazar, istihbarat dünyasında yaşanan büyük değişiklikleri ele aldı. Hazar, CIA'nın birçok ülkenin istihbaratını kontrol ettiğini belirtti. Türkiye'nin ise son yıllarda bağımsızlığını kazandığını vurgulayan Hazar, MİT'in artık küresel çapta operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti. Hazar, Takvim gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:



Bekir Hazar, istihbarat dünyasında yaşanan büyük değişiklikleri ele aldı. Hazar, CIA'nın birçok ülkenin istihbaratını kontrol ettiğini belirtti. Türkiye'nin ise son yıllarda bağımsızlığını kazandığını vurgulayan Hazar, MİT'in artık küresel çapta operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti. Hazar, Takvim gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:


"Ünlü Alman gazeteci Udo Ulfkotte, "Satılmış gazeteciler" adlı kitabında ABD istihbaratı CIA'nın örümcek ağı sistemiyle satın aldığı gazetecileri deşifre etti.


Onunla aHABER'de Yazboz'da röportaj yaptık.


Alman gazetesinde yöneticilik yaparken yaşadıklarını anlattı.

ÖNE ÇIKAN VİDEO


Play Video

"Alman istihbaratı BND ile toplantılar yapıyorduk. O toplantılara CIA başkanlık ediyordu.


Çok sayıda Alman gazeteci Alman istihbaratına çalışır.


Ancak esas bağlı oldukları yer CIA'dır.


Çünkü BND, CIA'nın kontrolündedir" demişti. O röportajda "Türkiye'de de BND ve CIA'ya çalışan çok sayıda gazeteci var. Ben de sistem içinde olduğum için o Türk gazetecilerin ismini biliyorum" diyerek de bombayı patlatmıştı... Udo Ulfkotte ile telefonla yine görüştük.


"CIA'ya çalışan Türk gazetecilerin listesini verebilir misin?" dedik.


Udo büyük endişeler yaşıyordu. Ev yerine otellerde yatıp kalkıyordu.


Öldürülme korkusu vardı.


Buna rağmen yakında bize röportajla CIA'ya çalışan Türkler'in isimlerini deşifre edeceğini söyledi. Biz heyecanla haber beklerken kaldığı otelde birkaç hafta sonra öldürüldü. Alman istihbaratı bile CIA'nın kontrolündeyse bizim MİT'in durumu neydi? Eski Dışişleri Bakanlarımız'dan İhsan Sabri Çağlayangil, "1973 yılına kadar MİT'in maaşlarını CIA ödüyordu" diyor.


Uğur Mumcu "CIA ve MİT" adlı kitabında "İki tanık; Dışişleri eski Bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil ve MİT İstihbarat eski Başkan Yardımcısı Savaşman, CIA ile MİT'in iç içe olduğunu açıklıyorlar.


Yalanlamak isteyen var mı?..." diye soruyor.


Kimse yalanlamıyor.


Cüneyt Arcayürek, "Derin Devlet" kitabında ilginç bir olayı anlatıyor. Menderes bile dedikodular üzerine bir müsteşarını araştırmak üzere görevlendiriyor.


Müsteşar araştırmasını yapıp geldiğinde sonucu açıklıyor; "İstanbul'da istihbaratımıza ait bir okul, servisin İstanbul örgütü ve Yeşilköy'deki 'soruşturma teşkilatı' tümüyle Amerikalılar'ın emrinde. Amerikalılar 'doğrudan' para veriyorlar.


Karşılığında 'iş' istiyorlar.' Milli istihbarat, sadece CIA'dan değil, öteki yabancı gizli servislerden de 'para' alıyor." Bülent Ecevit de Başbakan olduğu dönemde Özel Harp Dairesi'nin varlığından habersiz olduğunu söylüyordu.


Daha da acı olan tarafı ise "Maaşlarının ABD tarafından ödendiğini, benden örtülü ödeneğin neredeyse tamamının, genel kurmay başkanı tarafından istendiğinde öğrenebildim" diyordu.


FETÖ terör örgütü liderinin 45 yıl sağ kolu olarak görev yapan Latif Erdoğan "Şeytan'ın Gülen Yüzü" adlı bir kitap yazıyor ve "Gülen'i 16 yaşında MİT eğitti, maaşını CIA ödedi.


1950 yıllarındaki MİT, CIA demektir. O zamanlar maaşlar CIA tarafından ödenmiştir.


Gülen, İzmir'de cemaatini kurdu.


CIA'yla yakın temasa geçti. Ordu, sıkı yönetim zamanında bile CIA'nın isteğiyle Gülen'in üzerine gitmiyor. Hatta önü açılıyor" diyordu.


Bir MİT müsteşarımız da TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanvekili'ne "Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım, CIA'nın şube müdürlüğünü yaptım. Bir CIA yetkilisi gelse, beni Sinop'a götür dese onu oraya götürmekle memurum" şeklinde savunma yapıyordu.

Nerelerden nerelere geldik. Türkiye Savunma Sanayii'nde olduğu gibi istihbaratımız da birçok badireyi atlatarak son 20 yılda muazzam atılımlarla millileşti. Sadece kendi insanını fişleme ve CIA-MOSSAD'a sunma göreve yapan MİT, artık dışarıda at koşturuyor, Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Ortadoğu'dan Asya'ya Afrika'ya kadar küresel çapta müthiş operasyonlara imza atıyor. PKK'yı CIA yönetiyor, MOSSAD eğitip kullanıyor. Genelkurmay İstihbarat eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin Güneydoğu'da görev yaparken yaşadığı bir olayı anlatıyordu. İran Suriye'deki Hizbullah'a Türkiye üzerinden geçen bir trenin iki vagonuyla gizlice silah gönderiyor.

Türkiye sınırları içinde PKK, MOSSAD adına o trene saldırıp sadece o iki vagonu hedef alıp bombalıyor. MOSSAD PKK'yı kullanırsa Türkiye de tabii ki HAMAS'ı destekleyecek. Türkiye'deki aklı evveller bu denklemi anlamayacak derecede zevzek takılıp "HAMAS terör örgütü" diyebiliyor.

Fransa sürekli Ermeniler'i ve PKK'yı destekleyip silah ve para yağdırırken, Türk İstihbaratı Afrika'da cevap veriyor. Fransızlar'ın her yerden kovulması tesadüf mü sanıyorsunuz? Paris'e 17 bin kilometre uzaktaki Fransız sömürgesi küçücük Yeni Kaledonya'da bile Azerbaycan-Türkiye istihbaratının ortak operasyonuyla başlayan bağımsızlık olayları Paris'e tokat gibi cevaptır.


Fransız gizli servisinin "Kaledonya olaylarının arkasında Türk istihbaratları var" açıklaması da boşuna mı?

MOSSAD elemanlarının Türkiye'de peş peşe yakalanıp paketlenmesi, İsrail'e tarihinin en büyük darbelerinin indirilmesinden tutun PKK lider kadrosunun dünyanın her yerinde etkisiz hale getirilmesine kadar tamamı istihbaratta muazzam örtülü bir devrimdir. Türk istihbaratı artık CIAMOSSAD adına kendi insanına değil, ülkemiz üzerinde emelleri olanlara karşı sınır ötesinde darbeler vuruyor. Çünkü artık maaşları biz ödüyoruz, şükürler olsun. O yüzden CIA son 10 yıldır ilanla 75 bin dolara "Türkçe bilen eleman" arıyor açık açık!"





Bakan Fidan: Gazze dünyanın en büyük açık hava mezarlığı haline geldi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çinli mevkidaşı Vang Yi'nin daveti üzerine Pekin'e gitti. "Çin ve Globalleşme Merkezi" adlı düşünce kuruluşunda "Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri" konulu konuşma yapan Bakan Fidan, Türkiye'nin, Çin gibi proaktif ve sonuç odaklı dış politikasıyla küresel zorluklarla mücadelede giderek artan bir rol oynadığını söyledi


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin jeostratejik konumuyla geniş ticari bağlarının, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'ya ve Orta Asya'ya uzanan, yaklaşık 1,5 milyar nüfusa ve 28 trilyon dolar değerindeki pazara ücretsiz ve kolay erişim sağladığını belirterek, "Bunların hepsi 4 saatlik uçuş mesafesinde." dedi.


Bakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi'nin daveti üzerine gittiği Pekin'deki "Çin ve Globalleşme Merkezi" adlı düşünce kuruluşunda "Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri" konulu konuşma yaptı.


Fidan, Türkiye'nin, Çin gibi proaktif ve sonuç odaklı dış politikasıyla küresel zorluklarla mücadelede giderek artan bir rol oynadığını söyledi.


Filistinlilerin çektiği acıların yeni bir olgu olmadığını ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana eşi benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını anlatan Fidan, "Gazze, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olarak anılıyordu. Şimdi, dünyanın en büyük açık hava mezarlığı haline geldi. Şu anda Gazze'de güvenli sayılabilecek bir yer yok. Gözlerimizin önünde yaşanan insanlık trajedisi, İsrail'in Refah'a saldırısıyla daha da kötüleşiyor." diye konuştu.


Fidan, Türkiye'nin, İsrail'in Ekim 2023'te Gazze'ye saldırmasından bu yana ateşkesi sağlamak, çatışmanın coğrafi olarak yayılmasını önlemek ve Gazze Şeridi'ne insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması için çabaladığını, Çin gibi, iki devletli çözüm kapsamında, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devletinin gerekliliğini vurguladığını söyledi.


Çatışmaların barışçıl çözümü için diplomatik kanalların kullanıldığı başka bir bölgenin de kuzeyde yer aldığını belirten Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'na işaret etti.


Fidan, "Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, ateşkes, kalıcı ve adil bir barış anlaşması yoluyla sona erdirilmesi dış politika önceliklerimiz arasında." dedi.


BÖLGEDEKİ BARIŞ ÇABALARI


Fidan, bölgede kalıcı barış ve güvenlik için terörizmle mücadelenin ehemmiyetine dikkati çekerek, Türkiye'nin FETÖ, PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerini bertaraf etmek için askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer yolları kullandığını belirtti.


PKK/PYD/PYG'nin bölgedeki en istikrarsızlaştırıcı aktör olduğunu ve Irak ile Suriye topraklarından Türkiye'ye saldırılarına devam ettiğini anlatan Fidan, bu örgütlerin ayrılıkçı gündemine dikkati çekti.


Fidan, Suriye'nin terör örgütlerinin yuvası haline gelmesini önlemek için azami gayreti gösterdiklerinin altını çizerek, "Çatışmanın siyasi bir süreçle, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde çözümünü destekliyoruz. Ayrıca Suriyelilerin ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşünü teşvik etmek için çalışıyoruz." diye konuştu.


Türkiye'nin, Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerinin dış politikanın temel yönlerinden birini teşkil ettiğini kaydeden Fidan, bu ülkelerin her biriyle birçok alanda genişletilmiş işbirliği gündemini sürdürdüklerini anlattı.


Bakan Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen çok taraflı işbirliğine işaret ederek, "Teşkilat aracılığıyla bölgesel bağlantısallığı güçlendirmek, ekonomik entegrasyonu hızlandırmak ve toplumlarımızdaki siyasi, ekonomik ve sosyal standartları yükseltmek üzerine çalışıyoruz." ifadesini kullandı.


EKONOMİK İLİŞKİLER


Fidan, "iki büyük uygarlık" olan Türkiye ile Çin arasındaki bağların zengin tarihi ve kültürel etkileşimlerle şekillendiğini dile getirerek, bunun güçlü ve kalıcı ortaklığın temelini oluşturduğunu söyledi.


Tarihi İpek Yolu'nun iki medeniyet arasında geniş kültürel ve ticari etkileşime ev sahipliği yaptığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, Osmanlıların, Çin'e Osmanlı tüfekleri taşıyan çok sayıda elçi gönderdiğini, bunun da o dönemin "teknoloji transferi" olarak adlandırılabileceğini anlattı.


Fidan, ikili işbirliğinin bu sağlam temel üzerine kurulduğunu söyleyerek, ilişkilerin gelişiminin hızlandığını görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti.


2010'da Türkiye ile Çin'in, ilişkilerini "stratejik ortaklık" olarak tanımladığına işaret eden Fidan, "İki tarafın da bu işbirliğini genişletme niyeti, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın 2019'da Çin'e yaptığı ziyaret esnasında ve Eylül 2022'de başkanlarımızın, Semerkant'taki toplantısı sırasında vurgulanmıştı." dedi.


Çin'in, Türkiye'nin Asya'daki en büyük, dünyadaki en büyük 3. ticari ortağı olduğunu hatırlatan Fidan, ikili ticaret hacminin 2023'te rekor kırarak 48 milyar doları aştığına dikkati çekti.


Fidan, ikili ticaret dengesinin Çin'in lehine olduğunu belirterek, "İkili ticaretimizi dengelemek için yeni alanları keşfederek ticari ilişkilerimizin sürdürülebilirliğinden emin olmalıyız." dedi.


Çin'in doğrudan yatırımlarının ekonomik ilişkilerde kilit rol oynadığına işaret eden Fidan, Türkiye'nin yabancı şirketlere yatırım dostu ortam sağladığını söyledi.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin jeostratejik konumuyla geniş ticari bağlarının, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'ya ve Orta Asya'ya uzanan, yaklaşık 1,5 milyar nüfusa ve 28 trilyon dolar değerindeki pazara ücretsiz ve kolay erişim sağladığını belirterek, "Bunların hepsi 4 saatlik uçuş mesafesinde." dedi.

Bakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi'nin daveti üzerine gittiği Pekin'deki "Çin ve Globalleşme Merkezi" adlı düşünce kuruluşunda "Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri" konulu konuşma yaptı.

Fidan, Türkiye'nin, Çin gibi proaktif ve sonuç odaklı dış politikasıyla küresel zorluklarla mücadelede giderek artan bir rol oynadığını söyledi.

Filistinlilerin çektiği acıların yeni bir olgu olmadığını ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana eşi benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını anlatan Fidan, "Gazze, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olarak anılıyordu. Şimdi, dünyanın en büyük açık hava mezarlığı haline geldi. Şu anda Gazze'de güvenli sayılabilecek bir yer yok. Gözlerimizin önünde yaşanan insanlık trajedisi, İsrail'in Refah'a saldırısıyla daha da kötüleşiyor." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin, İsrail'in Ekim 2023'te Gazze'ye saldırmasından bu yana ateşkesi sağlamak, çatışmanın coğrafi olarak yayılmasını önlemek ve Gazze Şeridi'ne insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması için çabaladığını, Çin gibi, iki devletli çözüm kapsamında, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devletinin gerekliliğini vurguladığını söyledi.

Çatışmaların barışçıl çözümü için diplomatik kanalların kullanıldığı başka bir bölgenin de kuzeyde yer aldığını belirten Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'na işaret etti.

Fidan, "Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, ateşkes, kalıcı ve adil bir barış anlaşması yoluyla sona erdirilmesi dış politika önceliklerimiz arasında." dedi.

BÖLGEDEKİ BARIŞ ÇABALARI

Fidan, bölgede kalıcı barış ve güvenlik için terörizmle mücadelenin ehemmiyetine dikkati çekerek, Türkiye'nin FETÖ, PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerini bertaraf etmek için askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer yolları kullandığını belirtti.

PKK/PYD/PYG'nin bölgedeki en istikrarsızlaştırıcı aktör olduğunu ve Irak ile Suriye topraklarından Türkiye'ye saldırılarına devam ettiğini anlatan Fidan, bu örgütlerin ayrılıkçı gündemine dikkati çekti.

Fidan, Suriye'nin terör örgütlerinin yuvası haline gelmesini önlemek için azami gayreti gösterdiklerinin altını çizerek, "Çatışmanın siyasi bir süreçle, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde çözümünü destekliyoruz. Ayrıca Suriyelilerin ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşünü teşvik etmek için çalışıyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin, Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerinin dış politikanın temel yönlerinden birini teşkil ettiğini kaydeden Fidan, bu ülkelerin her biriyle birçok alanda genişletilmiş işbirliği gündemini sürdürdüklerini anlattı.

Bakan Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen çok taraflı işbirliğine işaret ederek, "Teşkilat aracılığıyla bölgesel bağlantısallığı güçlendirmek, ekonomik entegrasyonu hızlandırmak ve toplumlarımızdaki siyasi, ekonomik ve sosyal standartları yükseltmek üzerine çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

EKONOMİK İLİŞKİLER

Fidan, "iki büyük uygarlık" olan Türkiye ile Çin arasındaki bağların zengin tarihi ve kültürel etkileşimlerle şekillendiğini dile getirerek, bunun güçlü ve kalıcı ortaklığın temelini oluşturduğunu söyledi.

Tarihi İpek Yolu'nun iki medeniyet arasında geniş kültürel ve ticari etkileşime ev sahipliği yaptığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, Osmanlıların, Çin'e Osmanlı tüfekleri taşıyan çok sayıda elçi gönderdiğini, bunun da o dönemin "teknoloji transferi" olarak adlandırılabileceğini anlattı.

Fidan, ikili işbirliğinin bu sağlam temel üzerine kurulduğunu söyleyerek, ilişkilerin gelişiminin hızlandığını görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti.

2010'da Türkiye ile Çin'in, ilişkilerini "stratejik ortaklık" olarak tanımladığına işaret eden Fidan, "İki tarafın da bu işbirliğini genişletme niyeti, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın 2019'da Çin'e yaptığı ziyaret esnasında ve Eylül 2022'de başkanlarımızın, Semerkant'taki toplantısı sırasında vurgulanmıştı." dedi.

Çin'in, Türkiye'nin Asya'daki en büyük, dünyadaki en büyük 3. ticari ortağı olduğunu hatırlatan Fidan, ikili ticaret hacminin 2023'te rekor kırarak 48 milyar doları aştığına dikkati çekti.

Fidan, ikili ticaret dengesinin Çin'in lehine olduğunu belirterek, "İkili ticaretimizi dengelemek için yeni alanları keşfederek ticari ilişkilerimizin sürdürülebilirliğinden emin olmalıyız." dedi.

Çin'in doğrudan yatırımlarının ekonomik ilişkilerde kilit rol oynadığına işaret eden Fidan, Türkiye'nin yabancı şirketle

Liverpool 132. yaşında!

 İngiliz futbolunun efsanevi kulübü Liverpool, kuruluşunun 132. yıl dönümünü kutluyor. Bir asırdan fazla süredir "Yalnız Yürümeyen" sloganıyla anılan Kırmızılar, bu özel günde bir asırdan uzun süredir süren zaferlerle dolu tarihi yolculuğuna bir sayfa daha ekliyor.



Anfield'ın sahibi İngiliz iş insanı John Houlding'in kira ve sahada içecek satışıyla ilgili tartışmaların ardından Everton'ın kendi yoluna gitmesi üzerine 1892 yılında kurduğu Liverpool, 1,5 asra yaklaşan tarihindeki büyük başarılar, unutulmaz trajediler, kupalarla dolu müzesi ve tüyleri diken diken eden "Asla yalnız yürümeyeceksin" marşıyla dünya futbolunun en köklü kulüpleri arasında yer alıyor.

FUTBOL RUHUNU DÜNYA SAVAŞI BİLE ÖLDÜREMEDİ

2. Dünya Savaşı sırasında Hitler'in orduları tarafından ağır bir şekilde bombalanan ve harabeye dönen şehir, savaş sonrasındaki ilk lig organizasyonunda şampiyonluk ipini göğüsledi.

42 haftalık maratonun ardından Manchester United'ın bir puan önünde ligi zirvede kapatan Liverpool, 5. şampiyonluğunu elde etti.

SHANKLY İSTEDİ, TAKIM "KIRMIZILARA" BÜRÜNDÜ

Liverpool'un efsane teknik direktörlerinden Bill Shankly, 1964 yılında kulübün görsel imajını değiştiren bir işe imza attı.

Kırmızı forma, beyaz şortların yerine tamamen kırmızı giyinme fikrinin mimarı Shankly, bunu futbolcusu Ron Yeats'in üzerinde denedikten sonra, "Bundan sonra böyle oynayacağız" diyerek formanın rengini değiştirdi.

TOPRAK TÜMSEKTEN DÜNYACA ÜNLÜ "KOP"A

Liverpool taraftarlarının maçları daha rahat izleyebilmesi için Walton Breck yolu üzerine oluşturulan topraktan tümsek, 1906 yılından itibaren dünyanın en ünlü tribünlerinden biri haline geldi.

İngiltere'nin taraf olduğu Boer Savaşı'nda, çoğu Liverpool kentinden giden İngiliz askerlerinin "Spion Kop" adı verilen tepedeki başarısından adını alan tribün, yüz yılı aşkın bir süredir takımlarına verdiği destekle rakiplerinin gözünü korkutmaya devam ediyor.

HEYSEL VE HİLLSBOROUGH FACİALARI

Kupa zaferleriyle 1970'ler ve 1980'lerin başına damga vuran Liverpool, Heysel ve Hillsborough'da 4 yıl arayla yaşanan tribün facialarıyla sarsıldı.

1984-1985 sezonunda, o zamanki adıyla UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Liverpool ile karşılaşan Juventus, Belçika'nın başkenti Brüksel'deki Heysel Stadı'nda oynanan maçta rakibini 1-0 mağlup ederek şampiyon oldu.

Liverpool taraftarının tribünde kendine ayrılan bölümün tel örgülerini aşarak izdihama yol açmasının ardından çoğu Juventus taraftarı 39 kişi hayatını kaybetti, 600'ün üzerinde taraftar yaralandı. Trajedinin ardından UEFA, İngiliz kulüplerini 5 yıl Avrupa kupalarından men etti.

Bu olaydan 4 yıl sonra, 15 Nisan 1989 tarihinde Liverpool ile Nottingham Forest arasında Sheffield'daki Hillsborough Stadı'nda oynanan Federasyon (FA) Kupası yarı final maçında bir başka facia yaşandı.

Polisin stat kapılarını açması nedeniyle tribünde çıkan kargaşada, 96 Liverpool taraftarı ezilerek hayatını kaybetti.

EN FAZLA ŞAMPİYON OLAN İKİNCİ TAKIM

Liverpool, 19 kezle İngiltere'nin en üst düzey liginde Manchester United'ın (20) ardından en fazla şampiyonluk yaşayan takım.

İlk şampiyonluğunu 1900-1901 sezonunda kazanan "Kırmızılar", son şampiyonluğuna ise 30 yıl gibi uzun bir bekleyişin ardından 2019-2020 sezonunda Alman teknik adam Jurgen Klopp ile ulaştı.

İngiltere Federasyon Kupası'nı 8 kez müzesine götüren Liverpool, Lig Kupası'nda ise 10 şampiyonluk yaşadı.

İSTANBUL'DA UNUTULMAZ GERİ DÖNÜŞ

Liverpool, 2004-2005 sezonunda İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde turnuvanın unutulmaz geri dönüşlerinden birine imza attı.

İtalyan temsilcisi Milan karşısında ilk yarıyı 3-0 geride kapatan Liverpool, ikinci yarıda attığı gollerle maçı uzatmalara götürürken, rakibini penaltı atışlarıyla 3-2 mağlup ederek sporseverlere futbol şöleni yaşattı.

Liverpool, 1976-1977, 1977-1978, 1980-1981, 1983-1984 ve 2018-2019 sezonlarında da Avrupa futbolunun en büyüğü olmayı başardı.

Şampiyonlar Ligi'nde 6 kez mutlu sona ulaşan "Kırmızılar"ın müzesinde 3 UEFA Kupası, 4 UEFA Süper Kupa, 1 de FIFA Kulüpler Dünya Kupası bulunuyor.






Dışişleri Bakanı Fidan, Çin'de "Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkilerini" anlattı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi'nin daveti üzerine gittiği Pekin'de, bir düşünce kuruluşunda "Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri" konulu konuşma yaptı.

İstanbul Küçükçekmece'de bina çöktü! Enkaz altında kalanlar var

 İstanbul Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesi'nde bir bina çöktü. Enkaz altında kalanlar olduğu belirtilirken olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve AFAD ekibi sevk edildi. Arama kurtarma çalışmaları sırasında enkazdan 7 kişi yaralı olarak çıkarıldı.