Enflasyonun yıl sonunda yüzde 38'e gerileyeceği tahmin ediliyor

TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyon raporunu açıklıyor. Karahan açıklamasında, dezenflasyon sürecinin öngörülen şekilde ilerlediğini vurgulayarak, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 38'e gerileyeceği tahmin ediliyor" dedi


TCMB Başkanı Fatih Karahan, Merkez Bankası İdare Merkezi'nde bu yılın 3. Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla düzenlenen bilgilendirme toplantısında, Başkan Yardımcıları Hatice Karahan ve Osman Cevdet Akçay ile soruları yanıtladı.

Yıl sonu enflasyon hedefine ilişkin soru üzerine Karahan, aylık enflasyonun önce yüzde 2,5, son çeyrekte de yüzde 1,5'in altına inmesini beklediklerini söyledi.

Bu konuda her zaman her şeyi yapmaya hazır olduklarını dile getiren Karahan, "Aksiyonla da gösterdiğimizi düşünüyorum. Son dönemde yabancı para olan kredilere limiti yüzde 2'den yüzde 1,5'e indirdik. Enflasyon hedefi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bu kararlılığımızı da metinde vurguladık." diye konuştu.

Karahan, talep tarafında dengelemenin net şekilde ortaya çıktığını vurgulayarak, cari dengede de iyileşmenin devam ettiğine dikkati çekti.

İthalattaki düşüşün de devam ettiğini anlatan Karahan, şu ifadeleri kullandı:

"Tahminlere noktasal olarak yaklaşmak çok sağlıklı olmayabiliyor. Çünkü yüzde 75 civarında enflasyondan geliyoruz ve 40'ın altına gideceğimizi öngörüyoruz. Tam olarak tahmin hedefi koymak kadar kolay değil. Alt-üst sınırlar çerçevesinde bakmakta fayda var. Yukarı yönler olduğu malum. Bunu zaten PPK metinlerimizde her seferinde vurguluyoruz ama aşağı yönlü riskler de bir miktar mevcut. Haziran ayındaki enflasyon gerçekleşmesi hem piyasanın hem bizim tahminimizin altındaydı. Bu sene bizim öngördüğümüz petrol fiyatlarının altında seyrediyor. Veri akışıyla bizim öngörülerimizi kıyasladığımızda geçen dönemden bu yana tahminleri değiştirmek için bir neden göremedik."

"Piyasa katılımcıları tahmin bandımıza yaklaşıyor"

"Sektörel enflasyon beklentileri raporundaki katılımcıların beklentilerindeki makasın geniş olduğunun" belirtilmesi üzerine Karahan, şu değerlendirmede bulundu:

"Enflasyon beklentilerinin tahmin aralığımızla uyumlu olması, dezenflasyonu destekler nitelikte olması politika duruşumuz açısından kritik önemde. Dezenflasyon sürecinde 3 unsurdan bahsediyoruz. Reel değerlenme, talepte dengelenme ve beklentilerin çıpalanması. Şimdi ilk ikisinden bir süredir dezenflasyona katkı alıyoruz. Bu, verilerde çok net gözüküyor. Enflasyon beklentileri de olumlu seyrediyor ama sektörler arası farklılık gösteriyor. Piyasa katılımcıları bir süredir bizim tahmin bandımıza gittikçe yaklaşıyor. Hane halkı beklentileri ve sektörel enflasyon beklentileri seviyenin oldukça üstünde. Enflasyonun uzun bir süre tek hanede seyrettiği döneme baktığımızda dahi yani yatay seyrettiği ve düşük olduğu döneme baktığımızda dahi hane halkı beklentileri o seviyelerin oldukça üstünde. Dolayısıyla burada seviyeden ziyade beklentilerdeki seyre bakmak lazım."

"Enflasyonun düşmesiyle fiyatlama davranışları düzelmeye başladı"

Karahan, beklentileri neyin şekillendirdiğine ilişkin de konuşarak, enflasyon düştükçe beklentilerin de düşeceğini söyledi.

Hane halkı tarafında özellikle akaryakıt ve gıdanın öne çıktığını dile getiren Karahan, "Bunların enflasyonu düşerse hane halkı beklentisine katkı verecek. Enflasyonun düşmesiyle fiyatlama davranışları bir miktar düzelmeye başladı. Bununla birlikte bu beklentilerde de bir toparlanmanın olacağını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyonun da düşmesiyle, güvenin artmasıyla beklentilerin daha olumlu seyredeceğini ve dezenflasyon sürecine daha net bir katkı vermeye başlayacağını değerlendiriyoruz." dedi.

Dezenflasyon sürecinin öngördükleri şekilde başladığına işaret eden Karahan, makroekonomik göstergelerin bu süreçle uyumlu ilerlediğini söyledi.

Karahan, sıkı para politikası duruşları sonucunda kredi büyümesindeki yavaşlamanın son dönemde belirginleştiğine dikkati çekerek, "Yurt içi talep ikinci çeyrekten bu yana azalmakta. Talepteki dengelenmenin güçlenerek devam edeceğini öngörüyoruz. Bu dengelenmenin etkisiyle cari işlemler açığında düşüş sürüyor." diye konuştu.

Bir önceki rapor döneminden bu yana değişmeyen tek unsurun para politikasındaki kararlı duruşları olduğunu vurgulayan Karahan, gelecek dönemde de bu duruşlarını sürdürerek, dezenflasyonun devamını sağlayacak şekilde hareket edeceklerini dile getirdi.

Karahan, küresel büyümede sınırlı toparlanma eğiliminin hizmetler sektörü öncülüğünde sürdüğünü, büyüme tahminlerinin Avro Bölgesi'nde sınırlı olarak yukarı, Orta Doğu ve Afrika bölgesi ülkelerinde ise aşağı yönlü güncellendiğini bildirdi.

Türkiye'nin dış talep görünümünün bir önceki rapor dönemine göre yatay seyrettiğini ifade eden Karahan, 2025'te ise daha belirgin bir toparlanma bekledikleri bilgisini paylaştı.

Karahan, küresel büyüme görünümü, jeopolitik riskler ve arz yönlü faktörlerin, emtia fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğine dikkati çekerek, enerji dışı emtia fiyatlarının son dönemde ılımlı giderken petrol fiyatlarının dalgalı seyrettiğini anlattı.

Küresel manşet ve çekirdek enflasyondaki düşüşün devam ettiğine işaret eden Karahan, "İş gücü piyasasındaki normalleşme eğilimi sürerken hizmet enflasyonundaki katılıklar zayıflıyor. Enflasyon görünümüne bağlı olarak, gelişmiş ülkelerin bazıları faiz indirim süreçlerine başladı. Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin genelinde daha hızlı bir faiz indirimi fiyatlanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise indirimler yavaşlayarak devam etti." değerlendirmesinde bulundu.

Karahan, ılımlı büyüme ve enflasyon görünümünün, merkez bankalarının ilerleyen dönemde de parasal sıkılığı azaltabileceklerine işaret ettiğini, merkez bankalarının kalıcı dezenflasyon tesis edilinceye kadar gerekli parasal sıkılığı koruyacakları ve indirim süreçlerini temkinli götürecekleri yönündeki iletişimlerinin devam ettiğini dile getirdi.

"Net ihracat ilk kez büyümeye pozitif katkı verdi"

Bu yılın ilk çeyreğine ilişkin verilerin, iktisadi faaliyete iç talebin yıllık bazdaki katkısının halen yüksek olmakla birlikte azaldığını gösterdiğini belirten Karahan, şunları kaydetti:

"Bu dönemde net ihracat 2022 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana ilk kez yıllık bazda büyümeye pozitif katkı verdi. Böylelikle, büyümenin talep yönünden kompozisyonu daha dengeli gerçekleşti. İkinci çeyreğe ilişkin mevcut veriler ise yurt içi talepte yavaşlama gösteriyor. Perakende satış ve ticaret satış hacim endeksleri çeyreklik bazda azalış ima ediyor. Perakende satış hacmindeki bu azalış, elektrikli eşya ve mobilya gibi finansman koşullarına duyarlı harcama kalemlerinde daha belirgin. İkinci çeyrekteki iki bayram tatili ve köprü günleri, talepteki yavaşlamanın seviyesi hakkında net bir fikir edinmeyi zorlaştırıyor. Buna karşın, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler, iç talepteki normalleşmenin devamına işaret ediyor. İmalat sanayisi firmalarının yurt içi sipariş beklentileri, temmuz ayı itibarıyla çeyreklik bazda gerilemeyi sürdürdü. Benzer şekilde, firma görüşmelerinden elde ettiğimiz bulgular da iç talepteki normalleşmenin devam ettiğini teyit ediyor."

Karahan, kartla yapılan harcamaların seviye olarak yüksek olmakla birlikte son dönemde görece yatay seyrettiğini, bu normalleşme eğilimine, harcama kalemlerini ihtiyari ve zorunlu harcamalar şeklinde ayırarak daha detaylı baktıklarını bildirdi.

Gıda, giyim ve yemek gibi zorunlu harcamaların yatay seyrettiğini gördüklerine işaret eden Karahan, "Kuyumculuk, elektronik ve araç kiralama gibi ihtiyari harcamaların ise son dönemde azaldığını izliyoruz." dedi.

Karahan, parasal sıkılaşmanın, özellikle ihtiyari harcamalarda etkisini gösterdiğini, beyaz eşya ve otomobil satışlarındaki azalmanın da bu değerlendirmelerini destekler nitelikte olduğunu söyledi.

"İç talepteki dengelenme devam edecek"

Arz koşullarına baktıklarında, mayıs verilerine göre ikinci çeyrekte sanayi üretiminin düştüğünü hatırlatan Karahan, köprü günleri ve oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında, üretimdeki azalışın daha ılımlı olduğunu aktardı.

Karahan, kapasite kullanım oranı ve PMI gibi anket bazlı göstergelerin de sanayi sektöründeki söz konusu ivme kaybını teyit ettiğine dikkati çekerek, "Hizmet üretim endeksi de mayıs ayı itibarıyla çeyreklik bazda ılımlı azaldı. Göstergelere bütün olarak baktığımızda, üretimdeki azalışın, sanayi üretim endeksinin ima ettiği kadar derin olmadığını görüyoruz. Bununla birlikte, söz konusu düşüş talepteki ivme kaybıyla uyumlu." diye konuştu.

Yurt içi talebin ikinci çeyrekte, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte yavaşladığını değerlendirdiklerini vurgulayan Karahan, şöyle devam etti:

"Farklı yöntemlerle hesapladığımız göstergeler, ikinci çeyrekte çıktı açığının gerilediğini gösteriyor. Bu gerilemenin üçüncü çeyrekte de devam edeceğini öngörüyoruz. Bu noktada altını çizmek isterim ki sıkı para politikamız sonucunda iç talepteki dengelenme devam edecektir. Yılın geri kalanında negatif düzeylere düşecek olan çıktı açığı, dezenflasyon sürecinin önemli bir bileşeni olacaktır."

Karahan, iç talepteki dengelenmeye paralel olarak dış ticaret dengesindeki iyileşmenin devam ettiğine işaret ederek, "Bunun yansımasıyla, ikinci çeyrekte, cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,5'in altına gerilediğini tahmin ediyoruz. Temmuz ayı itibarıyla ise yıllıklandırılmış cari açığın gerilemesini sürdürerek 20 milyar dolar civarına inmesini bekliyoruz." dedi.

Parasal sıkılaştırma dönemlerinde cari dengede düzelme olduğunu belirten Karahan, ilerleyen dönemde, sıkı parasal duruşla uyumlu olarak cari dengedeki olumlu seyrin süreceğini öngördüklerini bildirdi.

"Enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama sürüyor"

Karahan, enflasyonun seyrine ilişkin değerlendirmede bulunarak, mayısta tepe noktasına ulaşan yıllık enflasyonun, takip eden 2 ayda düşüş sergilediğini hatırlattı.

Tüketici enflasyonunun temmuzda yüzde 61,8 ile önceki Enflasyon Raporu'nda öngördükleri tahmin aralığının içinde gerçekleştiğine dikkati çeken Karahan, "Yıllık enflasyonla birlikte, aylık enflasyon gelişmelerini de yakından takip ediyoruz. Çeşitli göstergelerin yakın dönem seyrine baktığımızda, enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlamanın sürdüğünü görüyoruz. Son 6 ayda ortalama yüzde 2,9 olan ana eğilim, son 3 ayda yüzde 2,6'ya, son 2 ayda ise yüzde 2,4'e geriledi." bilgisini verdi.

Karahan, enflasyonun ana eğilimindeki zayıflamanın, öngörüleriyle uyumlu seyrettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İkinci çeyrekte fiyat artışları B endeksini oluşturan alt grupların tümünde yavaşlarken temel mallardaki zayıflama ön plandaydı. Temmuz ayında ise ana eğilim haziran ayına göre sınırlı bir artış gösterdi. Ancak nisan ve mayıs aylarıyla kıyaslandığında, yavaşlamanın sürdüğünün altını çizmemiz gerekiyor. Bu noktada temmuz ayına parantez açmak istiyorum. Temmuz ayında tüketici enflasyonu, para politikasının görece etki alanı dışında kalan, yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamaları gibi unsurlar neticesinde geçici olarak arttı. Bu unsurların, aylık tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin 1,4 puan olduğunu hesaplıyoruz. Buna karşın, bu dönemde başta temel mallar olmak üzere çekirdek göstergelerdeki yükseliş daha sınırlı oldu. Hizmet enflasyonu son dönemde yavaşlıyor olsa da bu gruptaki fiyat artışlarının, temel mallara kıyasla güçlü olduğunu görüyoruz. Hizmet sektörü genelinde yaygın olan zamana bağlı ve geriye dönük fiyatlama davranışı, hizmet enflasyonundaki zayıflamanın gecikmeli olarak gerçekleşmesine neden oluyor."

Ataletin hizmet grubunda mal grubuna göre yüksek olduğunu gördüklerini ifade eden Karahan, hizmet alt kalemleri arasında ise özellikle kira enflasyonun yüksek ataleti ile ön plana çıktığını kaydetti.

Karahan, kira yıllık enflasyonunun tüketici fiyatları ana grupları arasında halen yüksek seyri ile dikkat çektiğini, buna karşın öncü göstergelerin bir süredir yönünü aşağı çevirdiğini söyledi.

Gerek internetteki ilan fiyatları gerekse konut kredisi değerleme raporlarına dayanan göstergelerin uzun süredir azalış eğiliminde olduğunu belirten Karahan, "Perakende Ödeme Sistemi verilerinden elde edilen yeni ve yenilenen sözleşmelerdeki kira artış oranları, TÜFE'deki mevcut kira enflasyonunun altında değer almakta. Bu durum, önümüzdeki dönemde yıllık kira enflasyonunun azalacağını ima ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Karahan, dezenflasyon dönemlerinde, temel mal enflasyonunun daha hızlı ve belirgin şekilde yavaşladığına işaret ederek, parasal sıkılaşma dönemlerinde döviz kurunda sağlanan istikrar ve talepteki dengelenmenin bu olgunun temel nedenleri olduğunu ifade etti.

Bu dönemde, söz konusu faktörlerin desteğiyle, temel mal grubunda, özellikle dayanıklı mallarda, fiyat artışlarının sınırlı gerçekleştiğini vurgulayan Karahan, "Hatta bazı dayanıklı mal kalemlerinde fiyat düşüşleri izlemeye başladık. Grafiklerden görüleceği üzere, temel mallarda son üç aylık dönemde yıllıklandırılmış ana eğilim yüzde 20 seviyesinde, dayanıklı mallarda ise yüzde 10'un altı ile zayıflama daha belirgin." diye konuştu.

"Manşet enflasyondaki düşüşle sektörlerin beklentilerinde gerileme öngörüyoruz"

Karahan, enflasyon beklentilerinin tahmin aralığına yakınsamasının, dezenflasyon açısından kritik önemde olduğunu, yakın dönem enflasyon görünümünün de etkisiyle beklenti eğrisinin rapor döneminde aşağı kaydığını gördüklerini ifade etti.

Mevcut durumda, piyasa katılımcılarının yıl sonu enflasyon beklentisinin bir önceki raporda sunulan tahmin aralığının üst noktasının bir miktar üzerinde seyrettiğini bildiren Karahan, "12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentilerinde ise dağılımın sola kaymasıyla, iyileşme eğilimi sürüyor." dedi.

Karahan, piyasa katılımcılarının beklentilerinin finansal piyasalardaki fiyatlamalar açısından önemli olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Firmalar da enflasyon beklentileri doğrultusunda fiyatlama, ücret belirleme, stok tutma ve yatırım stratejilerini oluşturuyor. Tüketicilerin beklentileri ise tüketim, tasarruf ve portföy kararları üzerinde belirleyici oluyor. Enflasyon beklentilerini incelediğimizde, firmaların ve özellikle tüketicilerin beklentilerinin piyasa katılımcılarına göre yüksek seyri göze çarpıyor. Bu durum enflasyonun düşük olduğu dönemlerde dahi gözleniyor. Enflasyon beklentilerini şekillendiren dinamikleri incelediğimizde, manşet enflasyon üç grup için de etkili bir unsur olmakla birlikte, buna en hassas birim olarak firmalar öne çıkıyor. Tüketicilerin beklentilerinin, sıklıkla tüketilen gıda ve akaryakıt ürünlerine hassasiyeti yüksek. Manşet enflasyondaki düşüşle birlikte, tüm sektörlerin beklentilerinin gerileyeceğini öngörüyoruz. Sıkı para politikası duruşumuzla, beklentilerin dezenflasyon sürecine katkı verecek şekilde oluşmasını sağlamakta kararlıyız."

Geçen yılın haziran ayında sıkılaşma döngüsünü başlattıklarını, politika faizini yüzde 8,5'ten bu yılın mart ayı itibarıyla yüzde 50'ye çıkardıklarını anımsatan Karahan, ekonomik birimlerin beklentilerindeki ayrışma ve olası oynaklıklara karşı parasal aktarımın etkinliğini artırmak amacıyla makro ihtiyati politikaları uygulamaya devam ettiklerini bildirdi.

Karahan, mayısta Türk lirası zorunlu karşılık oranlarını artırarak likidite fazlasını sterilize ettiklerini aktardı.

Yabancı para kredilere aylık büyüme limiti getirdiklerini ve finansal koşullardaki sıkılığı artırdıklarını anlatan Karahan, şöyle konuştu:

"Kur korumalı mevduatta (KKM) yenileme ve dönüşüm hedeflerini değiştirmenin yanı sıra asgari faiz oranını düşürerek KKM bakiyesindeki azalmayı hızlandırdık. Kredi piyasasında sağlıklı fiyat oluşumunu desteklemek amacıyla ticari kredi azami erken ödeme ücretlerini güncelledik. Dönemsel olarak ortaya çıkan likidite fazlasını zorunlu karşılıklar ve mevcut araç setimizi kullanarak sterilize ediyoruz. Likidite fazlasını özellikle Türk lirası depo alım ihaleleri ile sterilize etmeye devam ediyoruz. Ayrıca, Borsa İstanbul repo pazarlarında ve bankalararası para piyasasında gecelik vadede sterilizasyon yapıyoruz. Bunlara ilave olarak, Türk lirası karşılığı döviz ve altın swap ihaleleri ile gün içinde iki kez farklı vadelerde depo alım ihaleleri uygulamaya başladık. Önümüzdeki dönemde diğer para piyasalarında da işlem yapmaya başlayarak likidite fazlasını sterilize etmeye devam edeceğiz."

Karahan, likidite koşullarını muhtemel gelişmeleri göz önünde bulundurarak yakından izlediklerinin, gerektiğinde sterilizasyon araçlarını çeşitlendirerek etkin şekilde kullanmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

"Uyguladığımız politikalarla enflasyon ve kur beklentilerinde iyileşme yaşandı"

Ticari kredi ve mevduat faizlerinin bileşik bazda yüzde 60, tüketici kredilerinin de yüzde 70 civarında fiyatlandığını belirten Karahan, "Mevduat faizlerinde, politika faizi, piyasadaki likidite ve makro ihtiyati politikaların yanı sıra enflasyon ve kur beklentileri de belirleyici oluyor. Uyguladığımız politikaların bir sonucu olarak son aylarda enflasyon ve kur beklentilerinde önemli bir iyileşme yaşandı. Bu iyileşmenin de mevduat faizlerinin son dönemdeki hareketinde belirleyici olduğunu düşünüyoruz. Para politikası duruşumuz ve makro ihtiyati çerçevemiz, mevduat faizlerinin Türk lirasına geçişi sürdürecek ve tasarrufları artıracak seviyelerde kalmasını sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Karahan, tüketici kredilerinin, iç talepteki dengelenmeyi tesis edecek hızda seyretmesinin kritik önemde olduğuna dikkati çekerek, bu yılın ilk çeyreğinde kredi talebinin hızlanmasının, tüketici kredi büyümesinin kredi kartı ve ihtiyaç kredisi kaynaklı artmasına neden olduğunu bildirdi.

Bu kapsamda devreye aldıkları makro ihtiyati önlemler ve sıkı para politikası duruşu ile ikinci çeyrekten itibaren tüketici kredilerindeki büyümenin zayıfladığına işaret eden Karahan, Türk lirası ticari kredi büyümesinde mart ayında daha bağlayıcı hale getirdikleri aylık büyüme sınırlarının etkili olduğunu belirtti.

Karahan, temmuzda ise Türk lirası ticari kredi büyümesinin aylık büyüme sınırlarının dahi altında olduğunu söyledi.

Söz konusu yavaşlamanın enflasyon beklentilerindeki iyileşme ile uyumlu olduğunu belirten Karahan, şunları kaydetti:

"Firmaların enflasyon beklentilerinin düşmesi, Türk lirası kredi talebini azalttığını gösteriyor. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme ile reel kredi maliyetleri artıyor ve firmaların kredi iştahı azalıyor. Bunun sonucunda firmalar ancak daha ucuz maliyetle daha az miktarda kredi kullanıyor. Firmaların enflasyon beklentilerindeki iyileşme ile birlikte yabancı para kredi talebi artıyor. Artan yabancı para kredi talebinin genişleyici etkisini ve reel sektörün kur riskini sınırlamak için bu kredilere mayısta getirdiğimiz aylık büyüme sınırını temmuzda daha da düşürdük. Bu sınırlamaların etkisiyle yabancı para kredilerdeki büyüme yavaşladı ve toplam ticari kredi büyümesi geriledi."

"KKM hedeflerinin etkisiyle, Türk lirası mevduat payındaki artış devam edecek"

Karahan, son dönemdeki kredi büyüme gelişmelerinin, finansal koşullardaki sıkılığın dezenflasyon sürecini destekleyecek düzeyde olduğunu teyit ettiğini aktardı.

Kararlılıkla sürdürülen sıkı parasal duruşun Türk lirası varlıklara olan ilgiyi artırdığına dikkati çeken Karahan, "Mart ayından bu yana Türk lirası mevduatın payı yükselerek yıl sonu hedefimiz olan yüzde 50'yi aşarken, kur korumalı mevduatın payı ise yüzde 11'e geriledi. Para piyasası fonlarını da mevduat gibi değerlendirdiğimizde Türk lirası payını daha yüksek hesaplıyoruz. KKM'nin hedefleri ve asgari faizinde atılan adımların da etkisiyle Türk lirası mevduat payındaki artışın devam edeceğini düşünüyoruz." dedi.

Karahan, Türkiye'nin mevcut politika duruşunun, ülkeye yönelik risk algısının iyileşmesini, risk priminin düşüş sürecini de desteklediğini bildirerek, "Mart ayı içerisinde aldığımız kararlarla sıkı para politikası duruşumuz pekiştirilmiş, uyguladığımız politikalara olan güven artmış ve rezerv görünümü iyileşmiştir. Ayrıca bu süreçte kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımları dış finansman görünümünü desteklemiştir. Jeopolitik gelişmeler sebebiyle oynak bir görünüm izlese de risk primi ılımlı seyrini sürdürmektedir." ifadelerini kullandı.

Risk primindeki görünümün, Türkiye'ye yönelik portföy akımlarını desteklemesine karşın haziranda portföy çıkışlarının gözlendiğini dile getiren Karahan, sermaye hareketlerinin temmuzda dengelendiğini söyledi.

Karahan, önceki rapor döneminden bu yana portföy girişlerinin ağırlıklı olarak DİBS piyasasında yoğunlaştığını, off shore swap kanalıyla da girişlerin gözlendiğini aktardı.

Sermaye girişlerinin ilerleyen dönemde jeopolitik gelişmelere bağlı oynaklık gösterebileceğine işaret eden Karahan, şu bilgileri verdi:

"Mart ayında yaptığımız ilave parasal sıkılaştırma, yurt içi ve dışı yerleşiklerin Türk lirasına güvenini artırdı ve rezervlere olumlu yansıdı, TCMB taraflı swap bakiyesini 31 Temmuz itibarıyla sıfıra indirdik. Sonrasında sterilizasyon amaçlı olarak ters yönde swap işlemlerine başladık. 22 Mart ile 2 Ağustos arasında brüt rezervler 26,5 milyar dolar artış gösterirken, net döviz pozisyonumuz 93,1 milyar dolar iyileşti. 2 Ağustos itibarıyla brüt rezerv düzeyimiz 150 milyar doların üzerine çıktı. Swap hariç net rezervlerimiz, yurt içinde yaptığımız Türk Lirası karşılığı döviz swapları da dahil ettiğimizde 28,6 milyar dolara yükseldi."

Karahan, dış talebe ilişkin varsayımları 2024 ve 2025 yılları için sınırlı bir miktar güncellediklerini belirterek, "Ham petrol fiyatı varsayımımızı gerçekleşme kaynaklı olarak 2024 yılı için aşağı çekerken, 2025 yılı için büyük oranda koruduk. Gıda fiyatları varsayımımızı ise sabit tuttuk." diye konuştu.

Türkiye, UAD'de açılan Gazze soykırımı davasına bugün müdahil oluyor

 Türkiye'nin 'İsrail'e karşı soykırım davasına müdahillik bildirimi bugün yapılıyor. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı açtığı davada müdahillik bildirimini yapacak Türkiye'nin hazırladığı dosya, davanın seyrini birçok açıdan etkileyebilme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin attığı bu adım, küresel sahnede hem hukuki hem de ahlaki sorumlulukları teyit etmesi anlamına geliyor.




Nikaragua, Kolombiya, Libya, Meksika, Filistin ve İspanya’nın ardından, UAD'deki Güney Afrika ile İsrail arasındaki soykırım davasına müdahillik bildiriminde bulunan yedinci ülke olması beklenen Türkiye'nin bugün divana sunulacak metni Güney Afrika'nın tezlerini destekler nitelikte. Metnin, Soykırım Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği katliamlar çerçevesinde nasıl yorumlanması gerektiğine yönelik olması öngörülüyor.

Müdahilliğin yasal dayanağı

Devletler, UAD nezdinde açılmış bir davaya, Divan Statüsü'nün 2 maddesi üzerinden müdahil olabiliyor. Bunların birincisi; 'müdahillik başvurusu' olarak belirtilen ve Divan Şartı'nın 62. maddesi uyarınca 'Bir devlet, davadaki karardan etkilenebilecek hukuki nitelikte bir menfaati olduğunu düşünürse mahkemeden müdahil olmasına izin verilmesini talep edebilir' hükmüne dayanıyor.

Divan Şartı'nın 62. maddesi uyarınca yapılan müdahillikler Divan'ın iznine bağlı olurken, devletlerden bu madde uyarınca yaptıkları müdahillik başvurularında dava sonucunun kendilerini özellikle etkileyecek bir hukuki menfaatinin varlığını ispat etmeleri bekleniyor. Devletler, 62. madde kapsamında davaya 'taraf olan' veya 'taraf olmayan' müdahil devlet şeklinde yer alabiliyor. UAD, 62. madde kapsamındaki müdahilliklerde, müdahil devletlere uyuşmazlığın esasına ilişkin somut olayla ilgili yorum ve beyanlarda bulunma, duruşmalara katılma, yazılı ve sözlü beyan ve taleplerde bulunma gibi haklar veriyor.

İkinci olarak; Divan Şartı'nın 63. maddesi uyarınca yapılacak 'müdahillik bildirimi'nde uyuşmazlığın esasına ilişkin somut olaydan ziyade, uyuşmazlık konusu olan Soykırım Sözleşmesi'nin nasıl yorumlanması gerektiğine ilişkin genel beyanda bulunma imkanı getiriliyor. UAD Statüsü'nün 63. maddesi uyarınca yapılan müdahillikler, devletler için bir 'hak' olarak görülüyor ve Divan, dava taraflarının beyanını aldıktan sonra bu bildirimin şekli incelemesine göre müdahillik hakkının kullanımını kabul veya reddediyor. Bu maddedeki müdahillik hakkının kullanıldığına ilişkin bildirim uygun görülürse, Divan'ın o davanın kararında yaptığı yorum müdahil devlet için de aynı derecede bağlayıcı oluyor.

Türkiye de her ne kadar 63. Madde üzerinden başvuracak olsa da 62. Madde üzerinden müdahil olma hakkını saklı tuttuğu gibi, davanın ilerleyen aşamalarında hem 62. Madde'den yeni bir müdahillik başvurusunda bulunabiliyor hem de mevcut 63. Madde kapsamındaki müdahilliğine ilişkin beyanlarında değişikliğe gidebiliyor ya da yeni bildirim metni sunabiliyor.

Devletler, müdahillik yoluyla Divan yargıçlarını Soykırım Sözleşmesi'ni nasıl yorumlanması ve Gazze’deki uyuşmazlıkta soykırımın nasıl tespit edileceğine ilişkin yönlendirmiş oluyor. Yapılan bu yönlendirmeyle İsrail’in soykırım fillerinin tespitinde Mahkemeye hukuki ve politik baskı da kurulmuş oluyor.

Müdahilliğin amacı ve değişen rolü

UAD'deki davalara müdahillik yolu yakın zamana kadar devletler tarafından çok fazla kullanılmazken, Gambiya-Myanmar ve Ukrayna-Rusya soykırım davalarından sonra çok sayıda devlet tarafından davacı devlete katkı sunma yolu olarak yeni bir anlam kazanıyor.

Önceki yıllarda daha çok iki devlet arasındaki meselenin üçüncü devletleri de yakından ilgilendirdiği davalarda kullanılan müdahillik imkanı, soykırım gibi tüm insanlığı ilgilendiren hususlarda devletler açısından 'kendi menfaatlerini de etkileyen' bir sebep olarak müdahillik başvurularına yasal dayanak teşkil ediyor. Daha önce müdahillik başvurularının özellikle sınır uyuşmazlıkları ve deniz yetki alanlarına ilişkin meselelerde olduğu görülürken, Mahkeme bu başvuruların büyük çoğunluğunu yüksek 'müdahillik' eşiği sebebiyle reddediyordu. Divan'ın, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı açtığı davada, 33 devletten 32’sinin müdahillik talebini kabul etmesinden sonra bu mekanizma, davalı devlete 'baskı oluşturma' aracı olarak kullanılıyor.

 

Türkiye'nin müdahillik bildiriminden sonra ne olacak?

Türkiye'nin Gazze'de yaşanan soykırıma ilişkin davaya müdahil olması, küresel sahnede hem hukuki hem de ahlaki sorumlulukları teyit etmesi anlamına geliyor.

Divan, her bir ülkenin müdahillik bildirimi için, davanın tarafları olan Güney Afrika Cumhuriyeti ve İsrail'den yazılı gözlemlerini istiyor. Divan, gerekli görürse bu müdahilliklerin kabul edilebilir olup olmadığına ilişkin sözlü duruşma düzenleyebiliyor. UAD Yazmanı, Türkiye’nin müdahillik metnini, davanın taraflarının yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ne, BM üyesi ülkelere ve diğer müdahil devletlere iletebiliyor. Divan, aksi kararlaştırılmadıkça müdahillik metinlerini kamuya açık şekilde Divan'ın internet sitesinden erişime açık tutuyor. Türkiye'nin müdahillik metninin de hafta bitmeden erişime açılması bekleniyor.

İsrail'in, davanın tarafı olarak, muhtemelen Türkiye'nin müdahilliğine karşı çıkan gözlemlerini yazılı olarak Divan'a sunabilmesine karşın, Türkiye'nin, karşı gözlemlerini yazılı olarak sunma hakkı saklı bulunuyor. Divan, çok sayıda ülkenin müdahillik talebine ilişkin emrini genelde ortak bir kararla açıklıyor.

Türkiye davaya hangi aşamada müdahil oluyor?

Gazze’deki soykırıma ilişkin davada Divan'ın önündeki süreç, henüz ilk aşama olan mahkemenin yargı yetkisinin tespitine ilişkin 'ilk itirazlar' safhasında bulunuyor. Divan'ın, Gazze'deki soykırıma ilişkin davaya bakmaya yetkili olduğunu tespit etmesinin ardından, ikinci aşama olan 'davanın esası' aşamasına geçerek, nihai kararını vermesi bekleniyor.

Müdahillik imkanı ikinci aşamadaki yazılı dilekçelerin son teslim tarihine kadar mümkün olurken, Türkiye ve diğer devletlerin davanın ilk aşamalarında müdahil olması, esasa ilişkin beyanların yanı sıra müdahil devletlere Divan'ın yargı yetkisine ilişkin de beyanda bulunma imkanı fırsatı sağlıyor.

İsrail aleyhine açılan soykırım davası detayı

Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda dava açmıştı. Güney Afrika, Gazze'deki durumun aciliyet teşkil etmesi nedeniyle UAD'den ihtiyati tedbirlere hükmetmesini istemiş ve tedbir talebine ilişkin duruşmalar, 11-12 Ocak'ta Lahey'deki Barış Sarayı'nda yapılmıştı. Divan, 26 Ocak'ta tedbir kararlarını açıklamıştı.

Buna göre İsrail'in, Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için elinden gelen tüm önlemleri almasına, İsrail ordusunun Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesindeki fiilleri işlemesini engelleyecek önlemleri ivedilikle almasına, Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım çağrısı yapanları önlemek, engellemek ve cezalandırmak için gereken tüm adımları atmasına, Gazze'deki Filistinlilerin karşılaştığı olumsuz yaşam koşullarını ortadan kaldırmak için ihtiyaç duyulan temel hizmetlere ve insani yardımın sağlanmasını mümkün kılan acil ve etkili önlemleri almasına, Gazze'deki Filistinlilere karşı Soykırım Sözleşmesi'nin ihlalini gösteren delillerin yok edilmesini önlemek ve korunmasını sağlamak için etkili tedbirler almasına, kararın yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ayda alınan tüm tedbirler hakkında Mahkemeye bir rapor sunmasına hükmedilmişti.

Divan, Güney Afrika'nın 6 Mart'ta yaptığı ek tedbir talebi üzerine 28 Mart'ta açıkladığı ek tedbir kararında, İsrail'den Gazze'ye acilen ihtiyaç duyulan insani yardımların ulaştırılmasını sağlamasını, Filistinlilerin haklarını ihlal etmemesi gerektiğini ve ek tedbirlere ilişkin aldığı önlemleri 1 ay içinde Mahkemeye bir rapor sunmasına karar vermişti.

Divan 24 Mayıs'taki kararında, Refah’ta sıkışan Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı insani felaket tehlikesi nedeniyle daha önce hükmettiği tedbirlerin yeterli olmadığını belirterek, İsrail’in Refah kentine yönelik askeri saldırılarını derhal durdurmasına, Gazze'de acilen ihtiyaç duyulan hizmetlerin ve insani yardımın engelsiz bir şekilde sağlanabilmesi için Refah Sınır Kapısı'nı açık tutmasına, BM yetkili organları tarafından soykırım iddialarını araştırmak üzere görevlendirilenlerin, Gazze Şeridi'ne engelsiz erişimini sağlamak üzere etkili tedbirler almasını ve alınacak tüm tedbirlere ilişkin bir ay içinde Mahkeme'ye bir rapor sunmasına hükmetmişti.



Türkiye, 3 ülke ile gücünü birleştiriyor! Dev proje için adres belli oldu

Basra Körfezi'nin kuzey ucundan başlayıp Türkiye'ye kadar uzanacak olan ve Türkiye dahil Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de dahil olduğu Kalkınma Yolu Projesi için toplantı yapıldı.


U
laştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi ile dün Bağdat'ta bir araya geldi.

4 ÜLKE İMZAYI ATTI


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi ile Bağdat'ta yaptıkları görüşmede Kalkınma Yolu Projesi'ni ve iki ülke arasındaki iş birliği ile Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında imzalanan Dörtlü Mutabakat çerçevesindeki Bakanlar Konseyi'nin Eylül ayı içerisinde Türkiye'de gerçekleştirilmesi hususlarını ele aldıklarını belirtti.

Bakan Uraloğlu, "Fav Limanı'ndan başlayarak Türkiye'ye kadar gidecek Kalkınma Yolu Koridoru Projesi'nde nereye geldiğimizi beraberce istişare ettik. Hem coğrafyamızın ekonomisini geliştireceğiz hem de bu vesileyle coğrafyamızın güvenliğine katkı sağlayacağız" dedi.

Bakan Uraloğlu, "Komşu olarak ilişkilerimiz çok kıymetli. Biz, Irak ile ne kadar beraber olursak coğrafyamızdaki sıkıntılı süreçleri de beraber atlatırız. Bugün bile ne kadar sıkıntılar içerisinde olduğumuzu görüyoruz. Onun için iki ülkenin iş birliği gerçekten çok kıymetli" ifadelerini kullandı.

"HEM COĞRAFYAMIZIN EKONOMİSİNİ GELİŞTİRECEĞİZ HEM DE GÜVENLİĞİNE KATKI SAĞLAYACAĞIZ"


Bakan Uraloğlu, iki ülkeyi hem birbirine ulaştıracaklarını ve bağlayacaklarını hem de diğer ülkeler arasında köprü vazifesi göreceklerini vurgulayarak, "Onun için Fav Limanı'ndan başlayarak Türkiye'ye kadar gidecek Kalkınma Yolu Koridoru Projesi'nde nereye geldiğimizi beraberce istişare ettik. Bu konuda daha hızlı nasıl hareket edebiliriz, onu konuştuk" dedi.

Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında imzalanan mutabakat zaptını anımsatarak, "Güzel bir ziyaret oldu, inşallah bu ziyaret vesilesiyle Kalkınma Yolu Projesi'ni biraz daha hızlandıracağız. 4 ülke olmak üzere güzel bir proje hayata geçireceğiz. Hem coğrafyamızın ekonomisini geliştireceğiz hem de bu vesileyle coğrafyamızın güvenliğine katkı sağlayacağız" diye konuştu.

Kabine Yoğun Gündemle Toplanıyor

 Yılın 10'uncu kabine toplantısının bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak.


Yılın 10'uncu kabine toplantısının bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak.



Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, 3 haftalık aranın ardından yine yoğun gündemle toplanacak.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında saat 15.30'da gerçekleştirilecek toplantının en önemli başlığı Filistin olacak.


TRT Haber'in aktardığı gündem maddelerine göre Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye'nin Kabine toplantısında soykırımcı Netanyahu yönetiminin gerilimi bütün bölgeye yayma girişimlerine karşı izlenecek yol haritasını da belirleyeceği, Gazze Şeridi'nde katliamlarını sürdüren İsrail'e yönelik uluslararası baskının artması ve Filistinlilere acil insani yardım ulaştırılması için atılacak adımlar konuşulması bekleniyor.


Öte yandan toplantının diğer konusu ise terörle mücadele olacak.


Türkiye'nin özellikle Irak ve Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK hedeflerine yönelik devam eden operasyonları ele alınacak.


Toplantıda Orta Vadeli Program ve 12'nci Kalkınma Planı çerçevesinde uygulanan ekonomi programındaki son durum da değerlendirilecek.


Ankara'dan İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın paylaşımına sert tepki

 İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan sosyal medya paylaşımına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başta olmak üzere çok sayıda isim aynı mecradan yaptıkları açıklamalarla tepki gösterdi


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan paylaşımına, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti: "İşgal altındaki Gazze'de masum çocukları ve sivil halkı katledenlerin ne Türkiye’yi ne Sayın Cumhurbaşkanı'mızın adını ne de özgürlük ve demokrasi kavramını ağızlarına almak hadlerine değildir. Defalarca sandıkta aziz milletimizin temiz oylarıyla seçilen, demokrasi ve kalkınma yolunda ülkemize sayısız eser ve hizmetler kazandıran, zalimlerin yüzüne karşı hakkı haykırmaktan hiçbir zaman geri durmayan Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde yaşamaktan ve kendisinin yol arkadaşları olmaktan onur duyuyoruz. Her şeyin güzel olacağı gün, Filistin halkının özgürlüğüne kavuştuğu, Netanyahu yönetiminin ise mazlum ve savunmasız bir halka karşı işledikleri suçların karşılığını uluslararası hukuk önünde bulacağı gündür."

Fidan: Hadsizlik ve arsızlık abidesi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, X hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan paylaşımını eleştirdi. Bakan Fidan, paylaşımında "Israel Katz’ın, Dışişleri Bakanlığı yapmak yerine, ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı kendi hezeyanlarına sürekli konu etmesi tam bir hastalık halidir. Kabinedeki varlığı, iftira ve yalan kusma saplantısından ibaret olan bu şahıs soykırımcı Netanyahu hükümetinin hadsizlik ve arsızlık abidesidir." değerlendirmesini yaptı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili açıklamasını kınadı. Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: "Filistin'de 40 bin masum sivili katleden soykırımcı İsrail'in eli kanlı Dışişleri Bakanının, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik aşağılık açıklamalarını şiddetle kınıyorum. Savaş suçlusu caniler ve kandan beslenenler, ne Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ne de Cumhurbaşkanımızın insanlık için, mazlumlar için, barış için, adalet için verdiği mücadeleyi anlayamaz. Suçluluk psikolojisiyle çirkinleşen bebek katilleri, insanlık vicdanında mahkum oldukları gibi uluslararası hukuk önünde de mutlaka mahkum olacaklar ve hak ettikleri cezayı çekeceklerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde her zaman hakkı ve hakikati haykırmaya, Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

Yerlikaya: Türkiye'ye mesaj vermeye kalkmak haddinize değil

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın sosyal medya platformundan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan paylaşımına aynı mecrada yanıt verdi. Paylaşımında, Katz'ın hadsizliklerinin devam ettiğini bildiren Yerlikaya, şunları kaydetti: "İsrailli Bakan'ın hadsizlikleri devam ediyor. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her daim milletinin gönlündedir. 22 yıldır süregelen AK Parti iktidarları ülkemizi her alanda ileriye taşımış ve taşımaya devam etmektedir. Çocukları, kadınları, yaşlıları acımasızsa katleden bir hükümetin mensubu olarak Türkiye'ye mesaj vermeye kalkmak sizin haddinize değildir. Biz mazlumların, Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

Çelik: Demokrasi adına konuşabilecek son kişi bile değil

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili açıklamasına tepki gösterdi. Çelik, şunları kaydetti: "İsrail'in Nazi kafalı Dışişleri Bakanı Katz'ın devletimizi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması bir soykırımcı katilin hezeyanıdır. Soykırımcı hükümetin Dışişleri Bakanı olan Katz, demokrasi ve özgür dünya adına konuşabilecek son kişi bile değildir. Cumhurbaşkanımızın izlediği Filistin politikası, özgür dünyanın gerçek iradesidir. Özgür dünyanın gür sesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Nazilerin ve katillerin sesi ise Netanyahu ve Katz gibilerdir. ​​​​​​​Netanyahu hükümeti, işledikleri soykırım suçları nedeniyle er ya da geç yargılanacaktır."

Kurum:  Saldırganlığınız sizi kurtaramayacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizi, liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı, bayrağımızı hedef alan bu alçağın ipini tutanlar, uluslararası mahkemelerin gündemine soykırım suçuyla gelen katillersiniz. İsminizi Hitler'le eşitlediniz. Tarihe soykırımcı olarak geçtiniz. Saldırganlığınız sizi kurtaramayacak, öldürdüğünüz kadınların, çocukların hesabını vereceksiniz."

Bolat: Kendi vahşetini örtbas etmeye çalışması nafile

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından, Katz'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına tepki gösterdi. Bunca zamandır kadın, çocuk demeden, masumları acımasızca devlet eliyle katleden basiretsiz bir hükümetin, yine aynı basiretsizlikteki bakanının, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef alan sözlerinin tümüyle yok hükmünde olduğunu belirten Bolat, masumların kanıyla beslenen soykırımcı katillerin, uluslararası kamuoyunun vicdanında her zaman işledikleri insanlık suçuyla anılmaya devam edeceğini vurguladı. Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifade ettiği hakikatlerin ise insanlık onurunun ve adaletin simgesi olarak kalacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "İsrail hükümetinin, bu tür saldırgan ve alçakça söylemlerle kendi vahşetini örtbas etmeye çalışması nafiledir. Adalet er ya da geç tecelli edecek ve tüm dünyaya gerçeklerin ne olduğunu gösterecektir. Bu vesileyle, işgal altında zulüm gören tüm Filistinli kardeşlerimize sabır ve direnişlerinde başarı diliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımızın cesur duruşu ile mazlumların yanında olmayı sürdürecektir."

Göktaş: Er ya da geç adalet önünde vereceksiniz

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı: "Eli kanlı katiller ve soykırım suçluları, dünya barışını her platformda gür bir sesle savunan Sayın Cumhurbaşkanımızın adını dahi anamazlar. Türkiye, tarihin doğru tarafında durmaya devam ederken siz ne yaparsanız yapın Gazze'de işlediğiniz soykırımın üstünü kapatamayacak ve er ya da geç bu insanlık dışı vahşetin hesabını adalet önünde vereceksiniz."

Tekin: Hadsiz paylaşımları suçluluk psikolojisi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı sürekli hedef alan hadsiz paylaşımları bir suçluluk psikolojisidir. Sivil yerleşim alanlarını, hatta kampları bombalayan, çocuk, yaşlı, kadın demeden masum insanlara kıyarak acımasızca öldüren bir kabine üyesinin sözleri yok hükmündedir" ifadesini kullandı.

Işıkhan: Türkiye'den korkmaya devam edeceksiniz

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: "Yeryüzünde bozgunculuk yapan hadsiz. Uluslararası arenada özgür Filistin davası için en önde gayret gösteren Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'den korkmaya devam edeceksiniz. Sen masum bebekleri acımasızca katleden bir terör devletinin soykırımcı bakanısın. Döktüğünüz her damla kanın hesabını vereceksiniz."

Kılıç: Türkiye Cumhuriyeti yaptıklarınızı tarihe not düştü

Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın sosyal medya platformunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan paylaşımına aynı mecrada yanıt verdi. Paylaşımında Kılıç, "Katil bir hükümetin görünen kirli yüzüsün. Recep Tayyip Erdoğan adını ağzına almak senin haddine değil. Şunu unutma ki Türkiye Cumhuriyeti yaptıklarınızı tarihe not düşmüştür. Barbarlığınız ve yaptığınız soykırım sonunuz olacak." değerlendirmesini yaptı.


Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden ile görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile telefonda görüştü. Görüşmede Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, Gazze meselesi, Türkiye’de gerçekleştirilen rehine takası, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.


TC Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden'ın görüşmesinde, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, Gazze meselesi, Türkiye'de gerçekleştirilen rehine takası, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.

Erdoğan, görüşmede, Netanyahu yönetiminin ateşkes ve barış istemediğini her adımda gösterdiğini, ABD Temsilciler Meclisi'ndeki görüntülerin Türkiye ve dünyada derin hayal kırıklığı oluşturduğunu, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'ye düzenlenen suikastın ateşkes çabalarına ağır darbe indirdiğini ve İsrail'in Gazze'deki ateşi bütün bölgeye yaymak için çalıştığını vurguladı.

Erdoğan, Türkiye ve ABD ilişkilerinin her alanda geliştirilmesi için Türkiye'nin elinden geleni yaptığını ve buna devam edeceğini kaydetti.

Görüşmede ABD Başkanı Biden, rehine takasının sorunsuz bir biçimde gerçekleşmesi için gösterdiği gayret nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.


67 düzensiz göçmen, Bodrum ve Datça açıklarında kurtarıldı

 Muğla'nın Bodrum ve Datça ilçesi açıklarında, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına itilen lastik bot ile 2 can salındaki 67 düzensiz göçmen kurtarıldı

Muğla'nın Bodrum ve Datça ilçesi açıklarında, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına itilen lastik bot ile 2 can salındaki 67 düzensiz göçmen kurtarıldı.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Bodrum açıklarında lastik botta bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu gönderildi.

Ekipler, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına itilen lastik bottaki 10'u çocuk 34 düzensiz göçmeni kurtardı.

Datça ilçesi açıklarında da Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına itilen 2 can salındaki 3'ü çocuk toplam 33 düzensiz göçmen kurtarıldı.

Düzensiz göçmenler, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.