Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: Erdoğan milli bir değerdir, adaylık yolu ‘istisnai’ olarak açıktır

 Uçum, 7 Mayıs 2028'den önce TBMM'de alınacak kararla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerde yeniden aday olabileceğini belirtti.

 


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olmasının yolunun "istisnai" olarak açık olduğunu belirtti.

Çarşamba günü katıldığı CNN TÜRK televizyonu canlı yayınında soruları yanıtlayan Uçum, 7 Mayıs 2028'den önce TBMM'de alınacak kararla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimlerde yeniden aday olmasının "mümkün" olduğunu öne sürdü.

Uçum, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zaten başkanlık sistemi. 1960'tan sonra parti üyeliğine engel konulmuştur. Partili bir cumhurbaşkanı olması zorunluluk değil, imkandır. Partili cumhurbaşkanlığı diye bir sistem yok. Bizim sistemimiz başkanlık sistemidir," dedi.

"Erdoğan, Türkiye'nin milli bir değeridir. Böyle bir değerimiz varken, güçlü bir liderimiz varken adaylık imkanının sağlanmasının önemli olduğunu düşünüyorum," ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığı mümkün mü?

İlk olarak 2014 yılında cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, toplamda üç kez, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kapsamında ise iki kez cumhurbaşkanı oldu.

2014 yılındaki seçimler parlamenter sistem anayasasına göre halk oyuyla yapıldı.

Başkanlık sistemine geçiş ile birlikte eski anayasa hükümlerinin yeni sistemde geçerli olamayacağı gerekçesiyle Erdoğan, 2023 seçimlerinde yeniden aday oldu.

2018’de yürürlüğe giren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin anayasa hükmüne göre, bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebiliyor.

2028'de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için birinci yol, anayasanın 101. maddesindeki “iki dönem kuralı”nın kaldırılması.

İkinci yol ise anayasa değişikliğine göre “erken seçim” ihtimali.

Teğmenlerin kılıçlı yemini | MSB kaynakları: Yüksek Disiplin Kurulu süreci başladı

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, kılıçlı yeminle gündeme gelen teğmenler ile diğer Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin disiplin sürecinin başladığını bildirdi. Kaynaklar, “YDK’nın toplantı zamanı belirlendiğinde, en az 10 gün öncesinden ilgili personele tebligat yapılacaktır. Bu tarih zamanı gelince kamuoyuna duyurulacaktır.” açıklamasında bulundu.


Milli Savunma Bakanlığı’nda bugün haftalık basın bilgilendirme toplantısı vardı.

Toplantıda, ’nin kuzeyindeki çatışmalar ve kılıçlı yeminle gündeme gelen teğmenlerin disiplin süreçlerine ilişkin bakanlık kaynaklarından açıklama geldi.

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Suriye’nin kuzeyinde Esad güçleri ile muhalif gruplar arasındaki çatışmalara ilişkin, “Bölgedeki bazı yerel grupların başlattıkları hareketliliği ve buna bağlı gelişmeleri yakinen takip etmekteyiz.” açıklamasını yaptı.

Kaynaklar, bölgedeki Türk birlikleri için her türlü tedbirin alındığını bildirdi.

PENÇE KİLİT OPERASYONU

Bakanlık kaynakları, Pençe-Kilit Operasyonu kapsamında, ’nin Irak sınırının tamamında emniyetin tesis edildiğini bildirdi.

“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için bölgedeki operasyon ve arama-tarama faaliyetlerine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edecektir.” açıklamasını yapan bakanlık kaynaklarıi bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen operasyonlar ve hava harekatlarında bin 128 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

YÜKSEK DİSİPLİN KURULU’NA SEVK EDİLEN TEĞMENLERLE İLGİLİ SON DURUM

Bakanlık kaynakları, Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen teğmenler ve diğer personelle ilgili sürecin nasıl işleyeceğine dair sorular üzerine şunları söyledi:

“Yüksek Disiplin Kurulu süreci başlamıştır. YDK’nın toplantı zamanı belirlendiğinde, en az 10 gün öncesinden ilgili personele tebligat yapılacaktır. Bu tarih zamanı gelince kamuoyuna duyurulacaktır.

F-16 BLOCK 70 / EUROFIGHTER / F-35 TEDARİKLERİ

Bakanlık kaynakları, F-16 BLOCK 70 / EUROFIGHTER / F-35 tedariklerine ilişkin soruyu da yanıtladı.

“Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda millî uçağımız KAAN hizmete girinceye kadar gelişmiş teknolojiyle donatılmış modern savaş uçaklarının envantere alınması ve envanterin çeşitlendirilmesi çalışmalarımız devam etmektedir.” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Bu kapsamda, 40 adet F-16 Blok 70 ve özellikli mühimmatın tedariki kapsamında 1,4 milyar dolarlık başlangıç ödemesi yapılarak sözleşme yürürlüğe girmiş, teknik görüşmeler devam etmekte, 40 adet Eurofighter tedarikine yönelik ise teknik görüşmeler olumlu devam etmektedir.

Muhataplarımıza 40 adet F-35 talebimiz resmi olarak iletilmiştir. F-35 konusunda da daha önce yaptığımız bir ödeme ve hangara alınan 6 adet uçak var. Ancak ilk defa bir NATO üyesi ülkeye (CAATSA) yaptırım uygulanarak teslimat gerçekleştirilmemiştir. Biz en başından beri bu yaptırımın yanlış olduğunu söylüyoruz.

Beklentimiz, müttefiklerimizin ittifakın ruhuna ve ortak güvenlik perspektifine uygun karar alınması, örtülü/örtüsüz tüm yaptırımların kaldırılmasıdır.”

“RUM YÖNETİMİNİN NATO’YA ÜYELİK BAŞVURUSU KABUL EDİLEMEZ”

Bakanlık kaynakları, ABD Başkanı Biden ile görüşen GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in NATO üyeliği için girişimlerine ilişkin sorulara şu yanıtı verdi.

“Türkiye, NATO üyesi bir ülke olarak, ittifakın genişleme kararlarının oybirliği ile alındığını hatırlatır ve bu süreçlerin herhangi bir ülkenin ulusal güvenlik endişelerini dikkate alarak yürütülmesi gerektiğini savunur.  Mevcut durumda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO’ya üyelik başvurusu, Türkiye açısından kabul edilemez bir gelişmedir. Bu girişim, Kıbrıs meselesindeki hassas dengeyi bozacak ve çözüme yönelik müzakere süreçlerini olumsuz etkileyecektir.”


İstanbul'da motosikletli kuryeler sürücüyü darbetti

 Nişantaşı'nda kendisine yol vermeyen aracın dikiz aynalarını ve camlarını kıran moto kurye ve arkadaşlarıyla birlikte sürüye saldırdı. Saldırganlar kısa sürede gözaltına alındı.

Erdoğan'a göre İstanbul Sözleşmesi tartışmaları 'sanal' ve 'dayanaksız'

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin, İstanbul Sözleşmesi üzerinden yürütmek istediği sanal tartışmaların hiçbir dayanağı yoktur" dedi. Veriler Erdoğan'ın iddialarını yalanlıyor.




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" programında konuştu. Konuşmasında, İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönülmesini ve sözleşmenin uygulanmasını isteyenleri hedef alan Erdoğan, "Muhalefetin, İstanbul Sözleşmesi üzerinden yürütmek istediği sanal tartışmaların hiçbir dayanağı yoktur" iddiasını öne sürdü. Ancak veriler Erdoğan'ın 'sanal' ve 'dayanaksız' iddialarını yalanlıyor. Sözleşmeden 1 Temmuz 2021’de çıkıldı. 2021 yılında 280 olan kadın cinayeti sayısı 2022'de 334'e, 217 olan şüpheli kadın ölümü sayısı ise 245'e yükseldi.

"SÖZLEŞME YAŞATIR" SLOGANI ANLAMSIZMIŞ!

Kadına yönelik şiddet faillerine yönelik cezasızlık politikasına eleştiriler ve tepkiler sürerken Erdoğan, "Kadına el kaldıran, fiziki ya da psikolojik şiddet uygulayan herkes hak ettiği cezayı mutlaka çekmelidir, bunu temin etmek de devletin asli görevidir" dedi.

Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi'ne dair ise şu sözleri sarf etti: "Muhalefetin, İstanbul Sözleşmesi üzerinden ısrarla yürütmek istediği sanal tartışmaların hiçbir dayanağı yoktur. 'Sözleşme yaşatır' sloganı da marjinal kesimlerin ideolojik kavga aparatı olma dışında hiçbir anlam taşımıyor. Muhalefetin iddialarının aksine sözleşmeden çekilme ile kadına yönelik şiddetle mücadele irademiz arasında hiçbir illiyet bağı yoktur… Araştırmalar şiddet ve bağımlılık doğrudan arasında irtibat olduğunu çok net bir biçimde ortaya koyuyor."

VERİLER ERDOĞAN'I YALANLIYOR

Ancak Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) verileri Erdoğan'ın iddialarını net bir biçimde yalanlıyor.

Türkiye'nin 1 Temmuz 2021’de Erdoğan'ın tek imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinden bu yana, her yılın ilk 6 ayında kadın cinayeti sayısı arttı.

KCDP'nin "2024 yılı ilk 6 ay içerisindeki şüpheli kadın ölümleri ve kadın cinayetleri" raporuna göre 2021’in ilk 6 ayında 131, 2022’nin ilk 6 ayında 164, 2023’ün ilk 6 ayında 147, 2024’ün ilk 6 ayında ise 205 kadın öldürüldü. 

Şüpheli kadın ölümleri sayısı da benzer şekilde arttı. Bu sayı 2021'in ilk 6 ayında 99 iken 2022'nin ilk 6 ayında 125, 2023'ün ilk 6 ayında 128, 2024'ün ilk 6 ayında ise 117 oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile bölgesel gerilimleri görüştü

 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya devlet başkanı Vladimir Putin telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede, küresel ve bölgesel meseleler ele alındı.



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya lideri Vladimir Putin 24 Kasım 2024 tarihinde telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin arasındaki görüşmede, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya arasındaki ticareti ilişkiler konusu görüşüldü. Ayrıca görüşmede, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki ikili ilişkiler, küresel ve bölgesel meseleler ele alındı.

Öte yandan; Cumhurbaşkanı Erdoğan, telefon görüşmesinde Türkiye’nin bölgedeki gerilimleri sona erdirmek için ortaya koyduğu faaliyetler hakkında değerlendirme yaptı. Erdoğan, Türkiye'nin bu manada gerilimleri sonlandırmaya ve barış sürecine katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KIRIM DAHİL UKRAYNA'NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNUYOR

Rusya'nın Ukrayna'da 24 Şubat 2022'de başlattığı topyekun işgal girişimi ve saldırılar 3. yılını tamamlıyor. Bu manada, Türkiye'nin, Rusya'nın ortaya koyduğu işgal girişimi ve saldırıları hakkındaki net politikası devam ediyor. Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti, Kırım'ın 26 Şubat 2014'te gerçekleşen işgaline karşı net bir tavır alıyor.

Türk devleti, Ukrayna'nın uluslararası kabul görmüş sınırlarını kabul ederek, ülkenin toprak bütünlüğünü savunuyor. Kırım Tatar halkının ana vatanı Kırım'daki Rus işgaline karşı net bir duruş sergileyen Türkiye, bu yöndeki uluslararası çabaları da destekliyor. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti, Rusya'nın başlattığı topyekun savaş hakkında, Ukrayna'nın Kırım dahil egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlaması ön kabülündeki adil bir barışın tarafında yer alıyor.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Öğretmenler Günü mesajı

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yurt içinde ve dışında fedakarca görev yapan tüm öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum.” dedi. Görevi başında şehit düşen öğretmenleri rahmetle andığını söyleyen Erdoğan, “Aziz hatıralarını her zaman yüreğimizde yaşattığımız şehit Şenay Aybüke Yalçın’ı, Necmettin Yılmaz’ı ve diğer kahraman eğitimcilerimizi rahmetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.




 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Öğretmenler Günü nedeniyle sosyal medya hesabında bir paylaşımda bulundu.


Erdoğan, tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutladı


“Bilgiyi hikmetle yoğurup kalpleri terbiye eden birer gönül işçisi, milletimizin değerlerini yarınlara taşıyan birer köprü konumundaki öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyorum.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yurt içinde ve dışında fedakârca görev yapan tüm öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum.” ifadesini kullandı.


Görevi başında şehit olan öğretmenleri de anan Erdoğan, “Afetlerde ve kazalarda ebediyete irtihal eden öğretmenlerimiz başta olmak üzere vefat eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle yad ediyorum.” dedi.


 “Aziz hatıralarını her zaman yüreğimizde yaşattığımız şehit Şenay Aybüke Yalçın’ı, Necmettin Yılmaz’ı ve diğer kahraman eğitimcilerimizi rahmetle anıyorum.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajını şöyle tamamladı:


“Ülkemize, milletimize ve evlatlarımıza karşı vazifelerini hakkıyla yerine getirdikten sonra bugün emekliliğini yaşayan öğretmenlerimize sağlıklı, hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum.”

Sudan Ordusundan HDK’ya: Osman Cafer’in Dönüşümü

 Sudan'da uzun süredir devam eden siyasi karışıklıklar ve askeri gerilimler, birçok askeri personeli cesur kararlar almaya zorladı. Bu bağlamda, Sudan ordusundan ayrılarak Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) katılan Kenya'daki Osman Cafer'in hikayesi, ülkenin askeri ve siyasi sahnesinde dikkat çeken olaylardan biri oldu.

Sudan Ordusundan HDK'ya Doğru Cesur Bir Adım

Osman Cafer, Sudan ordusunda yıllarca görev yaptıktan sonra, kendisini ülkedeki politik çalkantıların merkezinde buldu. Sudan'ın güneyindeki çatışmalar, askeri müdahaleler ve değişen siyasi dengeler, birçok askerin bağlılıklarını sorgulamalarına neden oldu. Osman Cafer, Sudan ordusunun geleneksel yapısından uzaklaşarak Hızlı Destek Kuvvetleri'ne katılma kararı aldı. Bu karar, yalnızca bir askeri tercih değil, aynı zamanda bir ideolojik duruş olarak değerlendirildi.

Osman Cafer Neden Bu Kararı Aldı?

Osman Cafer’in Hızlı Destek Kuvvetleri’ne katılma kararı, ülkede birçok kişinin ilgisini çekti ve tartışmalara yol açtı. Sudan ordusundaki uzun yıllara dayanan tecrübesi ve uzmanlığı, bu kararı daha da önemli hale getirdi. Cafer, Sudan ordusunun mevcut yönetimine ve politikalarına karşı duyduğu hayal kırıklığı nedeniyle bu yolu seçti. Ona göre, HDK, Sudan'ın geleceği için daha açık bir vizyon ve daha adil bir yapı sunuyor.

HDK ve Sudan'daki Rolü

Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan'daki iç çatışmalar sırasında önemli bir aktör olarak öne çıktı. Hem askeri hem de politik güçlerini artırarak, Sudan'ın geleceği üzerinde büyük bir etkiye sahip oldular. Osman Cafer’in HDK’ya katılması, yalnızca askeri bir hamle değil, aynı zamanda Sudan'daki güç dengelerini değiştirebilecek bir adım olarak yorumlandı.

Kenya'da Yeni Bir Hayat: Osman Cafer'in Geleceği

Osman Cafer’in Sudan ordusundan ayrılıp HDK’ya katılmasının ardından, Kenya’da yeni bir yaşam kurduğu biliniyor. Kenya, Sudan'daki iç çatışmaların etkisinden kaçan birçok Sudanlı için güvenli bir sığınak haline geldi. Cafer, Kenya’da Hızlı Destek Kuvvetleri’yle birlikte çalışmaya devam ederek, Sudan’daki çatışmaların çözümü için farklı yollar aramaya başladı.

Osman Cafer'in Kararı Sudan İçin Ne Anlama Geliyor?

Osman Cafer’in Sudan ordusundan ayrılarak HDK’ya katılması, Sudan’daki askeri ve politik yapının zayıfladığını ve farklı güçlerin ortaya çıktığını gösteriyor. Bu durum, Sudan’ın geleceği için belirsizlikleri artırsa da, aynı zamanda ülkenin demokratikleşme sürecinde yeni bir umut olarak da değerlendirilebilir.

Cesaret ve Değişim Sembolü

Osman Cafer’in Sudan ordusundan ayrılıp HDK’ya katılması, Sudan’da cesaret ve değişim arayışının sembollerinden biri haline geldi. Bu adım, yalnızca askeri bir karar değil, aynı zamanda ülkenin politik ve sosyal yapısında yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Cafer’in hikayesi, Sudan’daki güç dengelerinin nasıl değiştiğini ve gelecekte nelerin olabileceğini anlamak için önemli bir örnek teşkil ediyor.