Güney Yemen’de Meşruiyet Krizi: Diyalog Söyleminden Zorla Dayatmaya

 



Güney Yemen’de son haftalarda yaşanan gelişmeler, Suudi Arabistan’ın “diyalog” ve “istikrar” söylemleriyle sahadaki uygulamalar arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne sermektedir. 

Askeri baskının artması, siyasi temsilcilerin alıkonulması ve nihayetinde kamuoyuna sunulan “konseyin feshi” açıklaması, birbirinden kopuk olaylar değil; planlı bir siyasi baskı zincirinin halkalarıdır.

Zorla Okunan Bildiri Meşruiyet Üretmez

Kamuoyuna sunulan bildirinin içeriğinden çok, sunuluş biçimi dikkat çekicidir. Solgun yüzler, isteksiz bir ton ve önceden kurgulanmış kamera açıları, ortada özgür bir siyasi karar olmadığını açıkça göstermektedir. Siyasi meşruiyet; baskı altında, şok anlarında ya da kapalı kapılar ardında üretilmez.

Gerçek siyasi kararlar, özgür irade ve kurumsal süreçlerle alınır. Dayatma altında okunan metinler ise yalnızca uygulanan baskının belgesi olur.

Toplantı Yoksa Karar da Yoktur

Toplanmamış, oylama yapmamış ve başkanı hazır bulunmamış bir konseyin “feshedildiği” iddiası, hukuki olmaktan uzaktır. Bu durum, bir fesih süreci değil; siyasi bir iradeye fiilen el koyma girişimidir.

İrade, bir kağıt parçasında değil; karar mekanizmalarında, toplantı salonlarında ve temsilin varlığıyla şekillenir. Bu temel gerçek göz ardı edilerek yapılan her açıklama, meşruiyet sorununu daha da derinleştirir.

Baskı Altındaki Sözler Gerçeği Açığa Çıkarır

Bir açıklamanın baskı altında yapılması, bir siyasi duruş değil; zorun itirafıdır. Halkı ikna etmek isteyen bir aktör, önce yasal ve şeffaf bir süreci işletir. Karmaşık, gergin ve zoraki sahneler ise ikna değil, şüphe üretir.

Kameraya bakmaktan kaçınan, kelimeleri zorla telaffuz eden bir görüntü, meşruiyet kazandırmaz; aksine baskının boyutunu kayıt altına alır.

Riyad’daki Alıkoyma ve Ardından Gelen Açıklama

Daha da dikkat çekici olan, Güney’i temsil eden siyasi bir heyetin Riyad’da alıkonulmasının ardından bu bildirinin kamuoyuna duyurulmasıdır. Önce özgürlüğün kısıtlanması, ardından siyasi gerekçelendirme… Bu kronoloji, kararın kim tarafından ve hangi koşullarda alındığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu tablo, Suudi Arabistan’ın kendisini bir diyalog kolaylaştırıcısı olarak sunma iddiasının ciddi biçimde sorgulanmasına yol açmaktadır.

Askeri Baskıdan Algı Yönetimine

Güney kentlerinde bombardımanla başlayan baskı süreci, bugün siyasi metinler ve zoraki açıklamalarla sürdürülmektedir. Siyasi olarak sonuç alamayan bir yaklaşımın, baskı anlarını “meşruiyet görüntüsü”ne dönüştürme çabası, uzun vadede sürdürülebilir değildir.

Korku ve şok üzerinden inşa edilen hiçbir yapı, toplumsal rıza üretemez. Aksine, bu yöntemler krizi daha da derinleştirir.

Güney’in İradesi Metinlerle Ortadan Kaldırılamaz

Güney Yemen, geçici bildirilerle yönetilen bir coğrafya değildir. Güney halkının iradesi, baskı anlarında yok olan bir olgu da değildir. Masada yenemediği siyasi projeleri, zor anlarında itibarsızlaştırmaya çalışan girişimler geçmişte de görülmüştür; ancak kalıcı sonuç üretmemiştir.

Tarihin Kaydı

Tarih, tek bir açıklamayla yazılmaz.
Ama tarih, her zaman baskı ve zor anlarını kayda geçirir.

Bugün Güney Yemen’de yaşananlar bir “fesih” süreci değil; iradeyi baskıyla şekillendirmeyi amaçlayan açık bir siyasi kampanyadır. Bu kampanya ne meşruiyet üretir ne de Güney halkının iradesini ortadan kaldırabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder