Japon deprem uzmanı Moriwaki'den Türkiye'ye deprem uyarısı!

 Japon Deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi'ni ciddi bir depremin beklediğini ve deprem olması halinde binlerce kişinin hayatını kaybedebileceğini vurguladı. 


İzmir Kitap Fuarı’nda düzenlenen "Depreme hazır mıyız Türkiye?" panelinde konuşan Japon Mühendis Yoshinori Moriwaki, İzmir’de 6,5 büyüklüğünde deprem beklendiğini söyledi.


'KORKUTUYOR DEĞİLİZ, HAZIR OLMAK LAZIM'

Depremlerde önlem alındığı müddetçe oluşan hasarların yüzde 70 azaltılabileceğini belirten Moriwaki, “Korkutuyor değiliz, hazır olmak lazım. Türkiye’de ve Japonya’ya bir gün deprem gelecek. Allah korusun, gelmesin değil. Bu gelecek artık kabul etmek lazım. 

Gelsin ama fazla hasar vermesin. Fazla hasar olmaması için ne yapmak lazım? Hükümet, belediye, şirkette, ailede, okulda hep beraber hazırlanıyorsak, hasar yüzde 70 azaltabilir. Büyük rakam değil mi? Yüzde 70 azaltabiliyorsak neden yapamayalım.” diye konuştu.

3 SENE ÖNCEKİ SİLİVRİ DEPREMİNİ HATIRLATTI
3 sene önce Silivri’deki depremi hatırlatan Moriwaki, “3 sene önce Silivri’de bir deprem oldu, hatırlıyor musunuz? Caminin minaresi düştü ve birkaç tane okul hasar oldu. O başladıktan sonra bu Doğu Anadolu Fay Hattı yani Bingöl’den başlıyor, Maraş, Malatya ve Hatay diye devam ediyor... Bu Doğu Anadolu Fay Hattı diye söyleniyor. Burada uzun zaman deprem yoktu ama bu Silivri’den sonra Elazığ depremi oldu.” dedi.

'KAHRAMANMARAŞ DEPREMİNİN BÜYÜKLÜĞÜ 7,9'DU'

Kahramanmaraş merkezli depremlerin 7,9 büyüklüğüne ulaştığını öne süren Moriwaki, “Elazığ’dan sonra Kahramanmaraş çok büyüktü, 7,7 ve 7,6. Bana göre 7,9 vardı, çünkü sonraki artçı depremler büyük ve sayısı da çok fazlaydı. Yani aslında 7,9 var.

 Japonya’dan ve Amerika’dan bakıldığında 7,9 olarak hesap yapılıyor. Ama genel olarak Türkiye hükümeti, Amerika ne söylüyorsa aynı rakamı vermek istemiyor" ifadelerini kullandı.

'İZMİR'DE 6,5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLENİYOR'

“Dolayısıyla İzmir’e gelebilir ama 6,5 diye söyleniyor. Yani normal ve iyi binaysa, eşyaları tam sabitliyorsak çok fazla hasar almaması lazım. Ama tabii ki hep beraber hazır olmak lazım. Bu da çok önemli” ifadelerini kullanan Moriwaki, alınabilecek önlemleri şöyle anlattı:

En önemlisi su. İnsan susuz kaç gün yaşayabilir? 3 gün. Ben çok terliyorum, benim şansım muhtemelen 2 gün. Evimin yatağı, sağında solunda, yatağın kenarında, salonda her koltuğun yanında su şişesi mevcut. İnsan su varsa 3 gün, 5 gün, 1 hafta, 10 gün, 20 gün, 1 aya yakın yaşayabilir. 

Onun için su en önemli. Maalesef bina çöktü, biz üçgende yaşıyoruz. Su var, içiyoruz. Kurtarma ekibi gelmiyorsa da yardım et, imdat diye bağırmaya başlıyoruz ama yarım günde ses gidiyor. Sonra bu düdükten üfleyeceksiniz. Ama birkaç gün geçti, bir hafta geçti.

 O zaman anca nefes verebilirsiniz. Düdüğe artık ses yetmeyecek. O zaman ne yapacağız? Biraz sert bir şeye, yatağın yanına, yere vuracaksınız. İnsan duymuyorsa da yukarıdan cihaz sesinizi duyabilir. Enkazın altında olduğunuz anlaşılabilir

2023 yılında kadavradan organ nakli oranı yüzde 16'ya düştü

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Nilgün Bilal, Türkiye'de beyin ölümü gerçekleşen kişilerin yüzde 16'sının organlarının bağışlandığını, COVID-19 öncesinde bu oranın yüzde 27'lere kadar çıktığını söyledi.


Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü olan Bilal, Türkiye'de ilk başarılı organ naklinin 3 Kasım'a 1975'te yapılmasının ardından 3-9 Kasım'ın bağışa dikkati çekmek amacıyla Organ Bağışı Haftası olarak anıldığını belirtti.


Türkiye'nin canlıdan canlıya nakillerde dünyanın en önemli ülkelerinden olduğuna işaret eden Bilal, ancak aynı durumun kadavradan organ nakli için söylenemeyeceğini ifade etti.


"Organ bağışı beklerken hayatını kaybeden hastalarımız oluyor"


Türkiye'deki sağlık sisteminin, organ nakli altyapısının, her türlü naklin en başarılı şekilde yapılmasını sağladığını dile getiren Bilal, "Türkiye'de böbrek, karaciğer, kalp, akciğer farklı organ nakilleri başarıyla yapılıyor ve son derece yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.


 Ancak canlı vericili nakiller tek başına bütün organ nakli bekleyenlerin ihtiyacını karşılayamıyor. Her hastanın kendisine organ verecek bir yakını olamayabiliyor. Maalesef organ bağışı beklerken hayatını kaybeden hastalarımız oluyor." dedi.


"Kadavradan nakillere ihtiyacımız var"


Sağlık Bakanlığının çok güçlü bir ulusal organ doku paylaşım ve dağıtım sisteminin bulunduğunu anlatan Bilal, şöyle konuştu:


"Bu sistem, Türkiye'nin herhangi bir yerinde bağışlanan organın en uygun hastaya en hızlı şekilde ulaşmasını sağlıyor. Tüm organ nakli koordinatörlükleri bu sistem çatısı altında çalışıyor. Bağışlanan organ için en uygun hastayı bulmamız ve başarılı nakli yapmamız son derece kolay. Tek eksiğimiz kamuoyunun organ bağışı konusunda yeterli desteği sağlamaması. 


Kadavradan nakillere ihtiyacımız var. 2023 yılında beyin ölümü gerçekleşen hastaların yüzde 16'sının organları bağışlandı. COVID-19 öncesinde bu oran yüzde 27'lere kadar çıkmıştı. Rakamsal olarak yüzde 9 gibi bir fark görünüyor ama bu yüzlerce hastanın sağlığına kavuşamaması anlamına geliyor."


"İnsanlar 'umut kesilmez' düşüncesiyle bazen organlarını bağışlamıyor"


Nilgün Bilal, topluma beyin ölümünü daha iyi anlatmaları gerektiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:


"Beyin ölümü gerçekleştikten sonra organların o kişi için hiçbir faydası olmuyor. Ama o organlar hastalar için yeni bir yaşam anlamı taşıyor. Beyin ölümü tanısı konusunda toplumda endişeler var. Beyin ölümü tanısı konulan kişiler tıbben ölüdür. Yaşamla bağları kalmamıştır. Beyin fonksiyonları geri dönüşümsüz olarak kaybedilmiştir. O nedenle şüphe götürmez bir tanıdır. İnsanlar 'umut kesilmez' düşüncesiyle bazen organlarını bağışlamıyor. Ayrıca hasta yakınları sosyal baskıdan çekindikleri için de bağışlamayabiliyorlar. Dini nedenleri öne sürenler var ama bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının organ bağışlamaya teşvik edici açıklamaları var."


Bilal, Organ Nakli Haftası dolayısıyla bağışa duyarlılığın artmasını umduklarını, çok sayıda hastanın yaşama tutunması için organ nakli olması gerektiğini sözlerine ekledi.


Askeri uzman: İsrail, Gazze'ye Hiroşima bombasından daha güçlü patlayıcılar attı

 Askeri uzman Tümgeneral Fayez Al-Duwairi, işgal ordusunun son iki hafta içinde Gazze Şeridi'ne attığı patlayıcı miktarının, ABD'nin Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Hiroşima kentine attığı atom bombasının büyüklüğüne yakın olduğunu söyledi.


 Al-Douri, El Cezire'de yaptığı analizde, Hiroşima bombasının ağırlığının 15 bin ton, İsrail'in Gazze'ye attığı patlayıcı miktarının ise 12 bin tona ulaştığını açıkladı. Bombaların etkinliği ve patlayıcı miktarının istikrarı bu miktarı Hiroşima bombasının 1,5 büyüklüğüne eşdeğer hale getirebilir.


El Cezire'nin yayınladığı bir bilgiye göre, patlayıcılar daha geniş bir alana dağıldığında, güçleri tek bir yere düştüklerine göre daha fazla oluyor.


İşgal ordusu son iki haftadır Gazze Şeridi'nin kuzeyi, ortası ve güneyinde birçok bölgeyi bombaladı.


Al-Duwairi, Hiroşima'ya atılan patlayıcıların TNT olduğunu, İsrail'in Gazze'ye attığı patlayıcıların ise RDX olarak bilinen ve "tam patlayıcı bilimi" olarak adlandırılan bir karışım olduğunu ve gücünün 1,34 T. NT'ye eşdeğer olduğunu söyledi. Gazze'ye düşen patlayıcıların yıkıcı gücünün Hiroşima'ya bırakılanları aştığı anlamına gelir ve alanının 900 kilometrekarelik olduğunu, Gazze alanı ise 360 ​​km2'yi aşmadığını belirtir.

Ayrıca - Al-Duwairi'nin inandığı gibi - Al-Baptisti Hastanesi'nin bombalanmasında kullanılan bomba, 360 metreye kadar yıkıcı etki alanına sahip bir MK-84'tü.

Ayrıca bu bombanın MK-82'nin modifiye edilmiş versiyonu olduğunu, dış kılıfının boyutunun 1 inç arttığını, yani patlama anında 17.000 parçaya bölündüğünü ve her parçanın boyutunun 2-2 arasında değiştiğini söyledi. 6 gram, bu... Onun deyişiyle cehennem anlamına geliyor.

Askeri uzman, bu bombanın “fitillerinin” şok edici veya yıkıcı olacak şekilde değiştirildiğine, derinliklere vurmak için veya belirli bir yükseklikte patlayacak şekilde zamanlamaya kullanıldığına dikkat çekti.

Al-Duwairi, "Al-Maamdani"yi hedef alan bombanın 15 ila 25 metre mesafede patlamasına neden olan bir zamanlama fitilinin bulunduğunu öne sürdü.

Gazze'deki doktorların bahsettiği olağandışı yaralanmaların nedenine ilişkin olarak Al-Duwairi, bunların farklı türdeki bombaların kullanımından kaynaklandığını, örneğin askerlere ve askeri bölgelere karşı bile uluslararası olarak yasaklanan beyaz fosforun da aralarında bulunduğunu söyledi. Lahey Sözleşmesine göre savaşlar sırasında.

Askeri uzmana göre beyaz fosfor bombaları havada ateşlenerek 1.300 santigrat dereceye kadar ısı açığa çıkardığı için kemiğe kadar ulaşan yanıklara, vücut sistemlerinde hasara, solunum sisteminde hasara neden oluyor.

Al-Duwairi'ye göre İsrail, beyaz fosforun yanı sıra, yer altında 15 metreye ve beton blokların zeminine 6 metreye kadar ulaşabilen derinlik bombaları (sarsıntı bombaları) kullanıyor. Bu bombaların ABD'nin Irak, Suriye ve Afganistan'da kullandığı bombalarla aynı olduğu ortaya çıktı.

Binaların bir anda çökmesinin nedeni ise ana gövdesi biri yanıcı yakıt, diğeri patlayıcılar için olmak üzere iki konteynırdan oluşan ve fitilleri ateşleyebilen vakum bombalarıyla (137) vurulmalarından kaynaklanıyor. Al-Duwairi'ye göre iki konteyneri ayrı ayrı patlatmak.

Bu bombalar - yönlendirildikleri takdirde - binanın penceresinden içeri girebilir, öyle ki ilk patlama meydana gelir, yanıcı sıvıyı yayar, ardından oksijenin emildiği ikinci patlama (patlayıcılar) "iç patlama" olarak adlandırılan duruma neden olur. Al-Duwairi, "patlama" ve ardından dış patlama, dolayısıyla sonuçların iki katı olduğunu söylüyor.

İsrail'in açıkladığı denizden sızma operasyonlarına bakıldığında bu, Al-Duwairi açısından Gazze kuşatmasında mutlak güvenlik teorisinin artık mevcut olmadığı, karadan ve denizden sızmaların mümkün olduğu anlamına geliyor. ve zarfın içinde elit direniş güçlerinin operasyonlarına tanık olabiliriz.

Ancak daha da önemlisi -askeri uzmana göre- bu operasyonlar, İslami Direniş Hareketi (Hamas) liderliğinin hâlâ savaşın ritmini kontrol etme, hedefleri seçme ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli araçları hazırlama becerisine sahip olduğunu doğruluyor.

Gazze Şeridi'nden 1000 Filistinli çocuk BAE'de tedavi edilecek

 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Gazze Şeridi'nden 1000 Filistinli çocuğun aileleriyle birlikte ağırlanarak her türlü tıbbi ihtiyaç ve bakımlarının iyileşip ülkelerine dönene kadar devlet hastanelerinde sağlanması talimatını verdi.


 BAE Devlet Başkanı Al Nahyan, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı Mirjana Spoljaric ile telefonda görüştü.

Gazze Şeridi'ndeki sivillere insani ve tıbbi yardımların yoğun, sürekli ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasının önemine değinilen görüşmede, mevcut krizden etkilenenlerin ihtiyaçlarına yönelik insani yardımları güçlendirmek için ortak bölgesel ve uluslararası çabaların zorunlu olduğu kaydedildi.

Al Nahyan ayrıca Gazze Şeridi'nden 1000 Filistinli çocuğun aileleriyle birlikte ağırlanarak ihtiyaç duydukları her türlü tıbbi ve sağlık bakımlarının iyileşip ülkelerine geri dönene kadar BAE devlet hastanelerinde sağlanması yönünde talimat verdi.

Söz konusu girişimin, BAE'nin, yaşadıkları zorlu insani koşullara yanıt olarak kardeş Filistin halkına, özellikle de çocuklara yardım sağlama çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi.

İsrail'in Gazze'ye saldırılarında son durum

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail'in "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken, İsrail ordusu da Gazze Şeridi'ne yoğun hava bombardımanı başlattı.

İsrailli yetkililer, Gazze'den düzenlenen saldırılarda 315’i asker 1400'den fazla İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin yaralandığını duyurdu.

31 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ndeki çatışmalarda öldürülen İsrail askeri sayısı 16’ya yükseldi.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze'de el-Kassam Tugayları'nın elinde 240 İsrailli esir olduğunu kaydetti.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında 3 bin 648'si çocuk, 2 bin 290'ı kadın olmak üzere 8 bin 796 Filistinlinin öldürüldüğünü, 22 bin 219 kişinin yaralandığını bildirdi.

İşgal altındaki Batı Şeria'da İsrail güçlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında ise 130 Filistinli öldü, yaklaşık 2 bin Filistinli yaralandı.

İsrail ordusu, Gazze'ye 26 Ekim’de karadan sınırlı operasyonları genişletmeye başlayıp hava saldırılarının dozunu daha da artırdı.

Gazze'de binlerce yaralı ile sivilin bulunduğu en büyük sağlık tesisi olan Şifa Hastanesi de İsrail ordusu tarafından hedef gösterildi.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana yaşanan çatışmalarda 48 Hizbullah mensubu ile 4 İsrail askeri öldü.

Kuvvetli yağışa dikkat!

İstanbul, Kocaeli, Bursa, Çanakkale, İzmir ve Manisa başta olmak üzere bugün 11 ilde kuvvetli yağış bekleniyor. 


Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) dolu, fırtına, hortum vb. olumsuzluklara karşı uyarıda bulunurken sıcaklık değerleriyse yurdun birçok yerinde lodosla birlikte yüksek değerlerde seyrediyor.


Meteoroloji Genel Müdürlüğünce bugün 11 il için kuvvetli yağış uyarısı yapıldı.


Yağışların Trakya, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Yalova, Balıkesir, Çanakkale, İzmir ve Manisa çevreleri ile Aydın'ın kıyı kesimleri ve Muğla'nın batı kıyı kesimlerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.


Meteorolojii, sağanak beklenen bölgelerde sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar, Ege kıyılarında hortum riski, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunması konusunda uyarıda bulundu. 


5 BÜYÜK KENTTE HAVA DURUMU

İSTANBUL'DA ÖĞLE SAATİNE DİKKAT!

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların öğle saatlerinden sonra kuvvetli olması bekleniyor.


ANKARA

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı


BURSA

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların öğle saatlerinden sonra kuvvetli olması bekleniyor.


İZMİR

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların öğle saatlerinden sonra kuvvetli olması bekleniyor.


ANTALYA

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

Türkiye, Gazze'deki hastaların nakli için desteğe hazır

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İsrail'in saldırıları sonucu faaliyetine son vermek zorunda kalan Gazze'deki Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'ndeki kanser hastalarının tedavilerine devam edilmesi, Gazze'deki diğer çocuk ve erişkin yoğun bakım hastalarından tıbbi açıdan uygun olarak değerlendirilenlerin Türkiye'ye nakli konusunda tüm desteği vermeye hazır olduklarını belirtti.


Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun, hastaları bilerek ölüme terk etmekle hayatlarını kurtarmak arasında bir tercih yapmak zorunda olduğunu vurguladı.

Bakan Koca, açıklamasında şunları kaydetti:

"Gazze'de faaliyet gösteren Türk-Filistin Dostluk Hastanesi, yakıtının tükenmesi ve İsrail'in devam eden saldırıları sonucunda dün faaliyetine tamamen son vermek zorunda kalmıştır. İlgili kurumlara ve uluslararası topluma yönelik tüm uyarılarımıza, çağrılarımıza rağmen!

Türkiye olarak, elde hiçbir imkan bulunmadığı için hastaneden mecburen taburcu edilen kanser hastalarının tedavilerine devam edilmesi, Gazze'deki diğer çocuk ve erişkin yoğun bakım hastalarından ihtiyacı olan ve tıbbi açıdan uygun olarak değerlendirilenlerin gerekli koordinasyon sağlanarak en kısa sürede ülkemize nakli konusunda tüm desteği vermeye hazırız."

Uluslararası toplumun ve ilgili kurumların Türkiye'nin çağrısına bir an önce cevap vererek harekete geçmesini beklediklerinin altını çizen Koca, uluslararası toplum ve ilgili kurumların, hastaneye yapılan saldırıları önleme konusunda yeterli girişimde bulunmadıklarını belirtti.

Koca, açıklamasında, "Şimdiyse hastaların hayatını kurtarmak kaçınılmaz görevdir. Hastaların hayatını kurtarmak dışındaki tek seçenek, hastaları bilerek ölüme terk etmektir. 'Bunun sorumluluğunu alabilirim.' diyen var mı?" ifadelerine yer verdi.

Fidan, Suudi Arabistanlı mevkidaşı ile telefonda görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı Genel Komiseri Philippe Lazzarini ile ayrı ayrı telefon görüşmesi yaptı.


Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, Suudi Arabistanlı mevkidaşı bin Ferhan ile telefonda görüştü. Görüşmede, Filistin’deki son gelişmeler değerlendirildi.

Fidan, UNRWA Genel Komiseri Lazzarini ile de telefon görüşmesi yaptı. İkilinin görüşmesinde, Gazze’deki insani durum ele alındı. ​​​​​​​

İsrail'in Gazze'ye saldırılarında son durum

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail'in "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik" devam eden ihlallerine karşılık verme gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken, İsrail ordusu da Gazze Şeridi'ne yoğun hava bombardımanını başlattı.

İsrailli yetkililer, Gazze'den düzenlenen saldırılarda 315'i asker 1400'den fazla İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin yaralandığını duyurdu.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze'de el-Kassam Tugayları'nın elinde 240 İsrailli esir olduğunu kaydetti.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında 3 bin 542'si çocuk, 2 bin 187'si kadın olmak üzere 8 bin 525 Filistinlinin öldürüldüğünü, 21 bin 643 kişinin yaralandığını bildirdi.

İşgal altındaki Batı Şeria'da İsrail güçlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında ise 124 Filistinli öldü, yaklaşık 2 bin Filistinli yaralandı.

İsrail bombardımanında Gazze'de 35, Lübnan'da 1 gazeteci yaşamını yitirdi.

İsrail'in abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yoğun saldırıları nedeniyle bölgedeki sabit hat, cep telefonu ve internet iletişim hizmetleri durma noktasına geldi.

İsrail ordusu, 26 Ekim’de karadan sınırlı operasyonları genişletmeye başlayıp hava saldırının dozunu daha da artırdı.

Gazze'de binlerce yaralı ile sivilin bulunduğu en büyük sağlık tesisi olan Şifa Hastanesi de İsrail ordusu tarafından hedef gösterildi.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana yaşanan çatışmalarda şu ana kadar 48 Hizbullah mensubu ile 4 İsrail askeri öldü.